Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

Testereciler!!!

Konu, 'Beğenilen Köşe Yazıları' kısmında YOLCu tarafından paylaşıldı.

  1. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    Testereciler!!!


    Tarihte birçok imparatorluğu borçla batırdılar.
    Bunlardan biri de Osmanlı İmparatorluğu'ydu.
    Borç demek "ESARET" demekti.

    Sultan Abdülhamid her defasında "Size borç verdik" diyerek gelen İngilizler'le, Fransızlar'la boğuştu.
    Ne zamanki borçları bitirmek üzereydi, darbeyle tahttan indirdiler.
    Türkiye'yi de yıllarca IMF'e muhtaç ettiler.

    Yerli baronlar ülkeyi soyuyor, halk yağ, gaz, benzin kuyruklarında inim inim inliyordu. "70 cente muhtacız" diyerek içinde bulunduğumuz acizliği dünyaya ilan edecek kadar cesur (!) liderlerle yönetildik.

    Darbeler yaptık, bankaları batırdık, IMF'yi çağırdık, para aldık, batık bankalara gönderdik, 300 milyar doların üzerinde halkın cebinden tokatlayıp havaya üfleyen buhar makineleri kurduk memlekette.
    Ülkenin anahtarını IMF'e teslim ettik, yıllarca HÜKÜMETLERİ yönettirdik.
    Oyun kurucu ülke olmayı bırak, top toplayıcısı bile olmazdı bizden.

    Onun içindir Cumhurbaşkanı Erdoğan MEGA PATRONLARIN kulübü TÜSİAD toplantısında "IMF'Yİ kovduk, özgürlüğümüze kavuştuk" dedi.

    Onun için "Ama biz bunu yaparken IMF'ten para almamız lazım diyen işadamları vardı hala bu ülkede" diye konuştu. Bu sözleri haykırırken "IMF'ten para almamız lazım" diyenlerden biri tam karşısında en ön sırada oturuyordu.

    Erdoğan Başbakanken "Bize yerli araba yapacak bir babayiğit lazım" derken "Aman ha" diyen de aynı kişiydi.
    Bunun intihar ve vatana ihanet olacağını söyleyen de aynı isimdi.

    Opel'in kurucusu ADAM OPEL'di.
    ADAM sadece dikiş makineleri üretiyordu.
    Kafasını çalıştırdı, Otomobil İmparatoru oldu.
    Peugeot ilk kurulduğunda testere ve testere levhaları üretiyordu.
    TESTEREDEN OTOMOBİL DÜKALIĞI'na zıpladı.

    Dünya otomobil tarihine bakın, her araçta ne hikayeler var. Bugün bırakın Kore'yi Romenler bile dünya çapında marka araba üretip satıyorlar. Biz yıllar önce yerli araba yaptık, ilk denemede gizli bir el benzini boşalttı, "Araba gitmiyor" diyerek projeyi toprağa gömdüler.

    Yabancı sermayenin araba fabrikalarına ortak olmayı tercih etti bizim BOĞAZ.
    MONTAJCI bir ülke haline getirdiler bizi.

    30 milyar dolarlık araba ihraç ediyoruz bunun 27 milyar doları YABANCI BARONLARA gidiyordu.
    Sadece Ocak-Temmuz ayları arasında ülkemizde 513 bin 830 yeni araç trafiğe girmişti. Toplam 18 milyon 453 bin araç Türkiye'de turluyordu.
    Hepsi de yabancı markaydı.

    TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer, son toplantıda İnşaat sektörüne ağırlık verilmesini eleştiriyor, "Büyümenin yegane sebebi imalat sanayidir" diye haykırıyordu.

    İş dünyasına Hükümet mi "Ey yatırımcı İnşaata koş" diyordu? Hükümet mi "Yabancı ile ortak araba fabrikası kur, 30 milyar dolarlık üret, 27 milyar dolarını yabancıya taşı" diye yalvarıyordu? Hükümet "Yok mu yerli araba yapacak bir Babayiğit" diye kaç yıldır bas bas bağırıyor.

    Karşısına "Aman efendim vatana ihanet... Sadece Montajjj..." diyen işadamları çıkıyor. Yıllar önce "Taşımacılığı tren yollarına taşımak bu vatana ihanettir" diyen Başbakanlar gördük biz.

    Bize Amerikan yardımını verirken, "Sakın tren yapmayın, kamyonla taşıyın" diye şart koştular. Çünkü o dönemin BAŞBARONU binlerce İngiliz kamyonu ile İngiliz petrollerini taşıyordu bu ülkede.

    İnşaatla olmaz diye bağırarak Babayiğitlik yapanlar, imalat sanayine gelince BABAMONTAJCI takılıyor.
    Biz çalışıyoruz, yabancı kazanıyor.

    7 ayda 500 bin araç girdi trafiğimize...
    Tam 500 BİN...
    Pazar var, talep var, alıcı patlaması yaşanıyor.
    Hadi bıraksanıza montajcılığı...
    Madem bu ülkeyi seviyorsunuz...

    Yok mu yahu o kadar milyar dolarlık adam içinde bir BABAYİĞİT?
    Sadece inşaatla olmazmış...
    Sizi engelleyen mi var imalat için?
    Dikiş makineci ve Testereci kadar olamadık,
    daha ne konuşuyoruz?


    Bekir HAZAR
     
  2. Balder

    Balder Doçent Süper Moderatör

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    680
    Beğenilen Mesajları:
    146
    Yaşadığınız Şehir:
    Amsterdam
    Birisi "Ben o babayiğitim" dediydi. Haydi hayırlısı.
     
  3. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    Allah için bu iş öyle pek kolaya da benzemiyor @Balder. düşün ki bir arabada yüzlerce parça var ve her bir parça için ayrı ayrı fabrika kurmak gerekiyor. mesela bilebildiğim kadarıyla şu yazıda ismi geçen opel firması dizel arabalarında fiat'ın multijet motorunu kullanıyor diye duymuştum.

    ama şurası var ki, sonuçta bi yerlerden başlamak gerekiyor... başlayınca da akibet çorap söküğü gibi gelecektir eminim. bir otomobilin tamamını aynı şirket yapamayabilir belki, ama Türkiye şu an için yan sanayisi ve mevcut potansiyeliyle ulus olarak bir otomobilin tamamını yapabilecek kapasiteye ulaşmıştır zannediyorum. bir apple bile yaptığı iphone telefonlarının bir çok parçasını farklı firmalardan temin etmektedir.

    eğer bir araba bu iktidar döneminde yapılamazsa bir daha hiçbir zaman bu amaca ulaşamayacağız gibi geliyor bana. yahu romanya gibi Türkiye ile mukayese bile edilemeyecek bir ülke bile bugün kendi adını koyduğu otomobilini yapabiliyorsa bu bizim sanayicilerimiz için büyük bir utanç vesilesidir diye düşünüyorum. hele de koç ve sabancı aileleri için. gerçi sabancılar bunu bir denediler ya, bunun bedeli olarak aileden bir kurban verince vazgeçtiler. zira koç hazretleri müsaade etmiyordu buna. o sadece yabancı taşeronluğu yapacaktı, ve yerli olmamalıydı.
     
  4. desperado64

    desperado64 Profesör

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    2.215
    Beğenilen Mesajları:
    447
    Yaşadığınız Şehir:
    Uşak
    Hep güzel yazıyoruz amma kimseye küpe olmuyor. :uzgnm:
     
  5. Balder

    Balder Doçent Süper Moderatör

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    680
    Beğenilen Mesajları:
    146
    Yaşadığınız Şehir:
    Amsterdam
    Bence dert olan arabayı yapmak değil, yaptığını satabilmek, pazarını bulabilmek.
     
  6. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Gerek uzak tarihin gerek yakın tarihin gerekse günümüzün analizinde çok ciddi yanlışlıklar ve çarpıklıklar var.

    Evet osmanlı battı, iflas etti ama bunun arkasında yatan sebep ne? Osmanlı sanayileşemedi, üretmedi, hep hazırına kondu, gereksiz savaşlarda gereksiz masraflarda bulundu, askerlerinin paralarını bile ödeyemez oldu, devleti devam ettirebilmek için borç almak durumunda kaldı. Buradaki borç sebep değil, osmanlının sanayileşememesinin bir sorunu. Osmanlı fethettiği toprakların zenginlikleri ile ekonomisini ayakta tutuyordu, bir nevi fetih ekonomisi vardı, lakin 1700lerden itibaren sürekli toprak kaybettiği için hazırdan yemeye ve kasalarını boşaltmakla meşguldu. Burada kalkıp borç verene değil, bizi o duruma düşürenlere kızacaksınız. Hele Abdulhamit borçları bitirmek üzereydi diye darbeyle indirildi denmiş, azcık tarihe bakarsak düyunu umumiyelere vs o dönemlerde alınan dış borçlara, gerçeğin hiçte anlatıldığı gibi olmadığını anlarsınız.

    Biraz ileri gidelim osmanlının yıkılmasıyla birlikte bıraktığı borçlar cumhuriyet dönemine miras kalmış olup 1950 lere kadar bir yandan kalkınılıp bir yandan osmanlıdan kalan borçlar sıfırlanmıştır. Lakin 1945lerle birlikte marshall yardımlarıyla Türkiye tekrarda abdye bağımlı hale gelmeye başlamış, yabancı sermayenin türkiyeye girişine izin verilmiştir ve sonrasında borçlar tekrardan inanılmaz bir şekilde artacaktır. Bu dönemlerde şu meşhur rockafeller vs gibi ailelerin, komunizm ile mücade maskesi altında kendi vahçi kapitalist projelerini türkiye gibi ülkeler empoze etmeye, etkisi altına almaya çalışmıştır. marshall yardımını da böyle birşeydir, bu nedenle kapitalist politikalarını sonuna kadar uygulayabileceklerini ve ekonomilerini dışarıya açacak liderlere hep destek vermişlerdir. Hep milletin adamı diyorsunuz ya, size 3-4 dönem söyleyeceğim ki bu dönemlerde bu sermaye gruplarının ve kapitalist politikalarının ülkemizde nasıl tavan yaptığını göreceksiniz. Menderes dönemi, özal dönemi, demirel, çiller dönemi ve tayyip erdoğan dönemleri. Bu dönemlerde bu ailelerin türkiyede nasıl güçlendiğini ve nasıl kapitalizmin kucağına düştüğümüzü görün. Ayrıca madem konu otomobil, 1950lere geri dönemil, bu dönemde abd den alınan borçlarının neredeyse tamamımın yol yapımına harcandığını ve araba ithalatının nasıl tavan yaptığını iyi düşünün. Bide bizim şu devrim arabasının başına gelenleri hatırlayın. Gelelim nato'ya başvuru tarihinin de bu döneme gelmesi tesadüf olamaz, abd ye ben sizin komunizm karşısında doğu cepheniz olmaya adayım denmiş oldu böylelikle. Menderes bunu zafer olarak lanse etti, tıpki çillerin gümrük birliğini zafer olarak lanse etmesi gibi. Daha sonra 1954 yılı var ki tarihi bir dönemeçtir, abd ye türkiyede üs kurma, asker bulundurma hakkı verildi ve bu askerleri olası suçları karşısında yargılama hakkımız olmadan. abd yardımları karşısında osmanlıyı bitiren kapitülasyonlardan farkı nedir bunların??? Kurtuluş savaşı ile birlikte emperyalizme çok güzel bir cevap verilmişken, kurtuluştan 30-40 yıl sonra kendi rızamızla emperyalizme teslim olmamız ne acı..

    Daha da ileri gidelim, dış borçlar arttı, imf ye borçlandık ettik, enflasyon vs vs, akp döneminde evet toparlanma olduğu aşikar lakin bu dönemde imf nin borçlarnın bitirilmesi bizi bağımsız mı yaptı? Bu kalkınma uğruna borsanın yarısı yabancıların, %30'u 5-10 ailenin eline geçmedi mi? En ufak bir olayda faiz lobisi şu lobisi bu lobisi diye dert yanmaları bu gerçeğin itirafıdır, çünkü sen borsanı onlara teslim edersen ve onlar da kriz anlarında ürküp geri çekildiklerinde ağlarsın borsa düşüyor diye. Türkiyenin dış borcu son 30-40 yılda nereden nereye geldi iyi düşünün, özellikle son 10 yılda nasıl katlandığını görün.

    Bu hükümetin ekonomiyi inşaat ile yürüttüğü gerçeği de inkar edilmiş yazıda lakin daha geçenler ali babacan bile bu gerçeği itiraf etti, yeter bina yaptık artık fabrika kurma zamanı diye. kraldan fazla kralcı olmaya gerek yok yani, bu bir gerçek.

    Koç sabancı ailelerine gelecek olursak, tarihlerine bakın hangi iktidar döneminde ne kadar büyüdükleri görün. Bu aileleri bugun düşman ilan ediyorsunuz ama toplantılarda başbakan ile cb ile yan yana oturtup poz veriyorsunuz :) geçmiş sağ iktidarların ise nasıl sahip çıkıp destekledikleri ortada.

    Araba üretmek ve babayiğitlik mevzusu ise, bazı arkadaşlar bahsetmiş, mesele yapmak değil, yaptığını satmak. Devlet bu işe el atmalı, öyle babayiğitle olcak iş değil bu, kimse zararına bu işe girmez, devlet belli sayıda ordu ve kamu için alım garantisi vermeli ki batmasın. En azından komutanlara, valilere belediyelere korumalara müdürlere vs vs bu araçlar tahsis edilmeli. Teşvik verilmeli vs vs. sen bu hamleleri yapmadan bir babayiğit arama. Bu yeter mi yetmez, o arabanın yurtdışına da satılması lazım ki bi anlamı olsun. iş piyasadaki satışlar yetmeyecektir.

    Özetle, 50-100 yıllık tarihimize bakarsak, bu baronları yaratan, ülkeye davet eden, onlara ne istedilerse veren iktidarlara laf çakamayıp kahraman ilan edip, sonrada bu ülkenin tüm sorunlarını ve kalkınma sorumluluğunu bu ailelerin sırtına yükleyip suçlamak çok komik, sen devletsin yahu, bu kadar mı aciz olunur.
     
    Son düzenleme: 22 Eylül 2014
  7. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    osmanlı tü ka ka...
     
  8. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Bırakın şu yedirmeyizci anlayışı, tarihe objektif gözle bakın.

    Bugun Türk sanayisinin çok gelişmiş olmayışı ve montaj ağırlıklı olmasının sebepleri üzerinden düşünün.

    Osmanlı bir sanayi devleti olamadı, daha çok tarım, ticaret ve fetihler ile ekonomisini ayakta tutuyordu. Sanayilşme trenini kaçırdığı gibi hamleler yapmak istediğinde ithalata dayalı hamlelerden öteye gidemedi. Sorun o zmn ki eğitim sistemi içerisinde fen bilimlerinin rolünün çok yetersiz kısıtlı oluşu, dünyanın çeşitli yerlerindeki gibi mucitlerin, bilim adamlarının, mühendislerin bizim topraklarımızda yetişemiyor oluşu. Ha hiç yetişmedi mi, yetişti elbette ama bunların arasında türk pek bulamazsınız, birçoğu gayrimüslimdir. Eğitmek istediklerimizi hep avrupaya göndermek durumunda kalmışız, bu 600 yıllık imparatorluğun tarım ve asker toplumdan öteye geçemeyip, halkın eğitimi konusunda çok yetersiz kalışının sonucudur. Bütün yatırımlarını balkanlara ve marmara civarına yapmıştır, ortadoğu ve kuzey afrikada cami ötesinde doğru düzgün ne bir fabrika ne bir medrese nede ciddi bir kurum bulamazsınız. Sen yüzyıllarca anadoluyu, ortadoğuyu ve kuzey afrikaya hüküm süreceksin ve taş üstüne taş koymayıp, insanları eğitmeyip, aşiretlere teslim edecek, cahil bırakacaksın, işte o da günümüzdeki teröristlerin, diktatörlüklerin ve katliamların sebebidir. Bu ihmal edilen ve sömürülen toprakların bugun ki hali malum.

    Dönemin avrupasında rönesans ile birlikte başlayan bilim , teknloji ve sanayi hamlelerine bakın, bizim medeniyetimizin altyapısızlık ve eğitimsizlik yüzünden düştüğü çerasizliğe bakın. İşte eğitime ve kalkınmaya bakıştaki farklılıklar.

    Dolayısıyla evet osmanlı tü ka ka, tarihimizle övündüğümüz kadar yüzleşebilmiş olsaydık, çıkarılacak dersler ile çok daha farklı bir konumda olabilirdik.
     
  9. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    tabi ne demezsin ne demezsin. klasik cumhuriyetçi bakış açısı ile anca bu kadar çıkıyor demek ki. çok da şey beklememek lazım. hani işin ucunu osmanlıya ne diye getirirsin ki?
     
  10. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Bir üst mesajımda anlattım ucunun niye osmanlıya geldiğini, sonuçta biz onun mirası üzerine kurulmuş bir devletiz, tarih cumhuriyet ile birlikte başlamadı, birçok kurum ve iştirak osmanlıdan devralındı, borçlar dahil. Dolayısıyla 18. 19. ve 20. yüzyıldaki sanayileşme yarışını kalkıp cumhuriyet döneminden başlatırsanız gerçekleri görememiş olursunuz. Ben türkiyenin sanayileşmede niye bu kadar geri kaldığını ve treni yakalayamadığını, sonrasında çok hızlı koşarak belirli bir noktaya kadar ancak gelebildiğini izah ettim. Bunun sebebi olarak da eğitime ve insana yatırım yapılmayışını, kendi rönesansımızı ve reform harektlerimizi gerçekleştiremeyişimize bağladım.

    Cumhuriyet sonrası malum, diyorum ya hep, sağ ve sol ideolojinin bakış açısı farklılıklarını. Sağ ideoloji hep kalkınma ve gelişmeyi esnaftan, işadamlarından, sermaye sahiplerinden, burjuvalardan, toprak ağalardan, feodal beylerden vs vs, sistem içerisinde güç bahşettiklerinden beklemiştir. Sen devlet olarak elini taşın altına sokmazsan, özel iştiraklere sürekli birşeyler peşkeş çekip karşılığında senin topraklarını kalkındırmasını beklersen olacağı bu, sonra kalkıp da kızmaya hakkın yok.

    Şu aranan babayiğit meselesi de bundan ibarettir, sağ ideoloji hep babayiğitler arar durur, bir bir sermaye grubu gelecek de ülkede taşın altına elini sokup kalkındıracak, ne istedilerse verir sonra hadi babayiğit ol bize araba yap, fabrika yap der durur. Yahu devletsin sen, senden ala babayiğit mi olur.

    Bu meşhur ailelerin türkiye versiyonları aynen bu amaçlar ve uğurda oluşturulmuş, devlet tarafından da desteklenmiştir. Aynı dönemler içerisinde sosyalist rusyanın sanayi devrimini kıyaslayın birde, hangi noktadan nereye gelmişler, lakin o da her otoriter ideoloji gibi oligarşiye teslim olmuştur o ayrı.

    Sen neo osmanlı bakış açınla izah et hele bir son 2-3 yüzyıllık sanayileşme sürecini.
     
    Son düzenleme: 22 Eylül 2014
  11. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    @tambjk, her ne kadar karşıt görüşlü olsak da, söylediklerinin bir çoğuna katılmamak elde değil. hele ki şu sözüne sonuna kadar katılıyorum: "Yahu devletsin sen, senden ala babayiğit mi olur."
     
    tambjk bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş