Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'den Açıklama

Konu, 'Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi' kısmında YOLCu tarafından paylaşıldı.

  1. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'den açıklama

    [​IMG]

    İşte o açıklama;


    Son zamanlarda şahsım hakkında yapılan birtakım aşırı iltifatlarla dolu, şiir ve ilâhilerle süslenmiş, çeşitli resim, slayt ve videolar internette yayınlanıp yayılmaktadır.

    İyi niyetle de yapılmış olsa, bu tür aşın iltifat ihtiva eden yayınları asla tasvip etmediğimin, bunlara hiçbir şekilde izin ve rızam olmadığının, o yayınlarda ifade edilen aşırı yüceltmelerle uzaktan-yakından bir alâkamın bulunmadığının, siz kardeşlerim tarafından bilinmesini arzu ederim.

    Ne İslâm ahlâkının ne de tasavvufî âdabın hiçbir şekilde tasvip etmeyeceği; gurur, kibir ve şöhrete zemin hazırlayan ve reklâm edercesine yapılan bu tür Övgü ve yüceltmelerden rahatsız olduğumu, Kur'ân ve Sünnet ölçüleri dışına taşan her şey gibi, şahsıma gösterilen "aşırı muhabbet ve hürmeti" de son derece mahzurlu bulduğumu, tekrar ve açıkça ilan ederim.

    Bu tip yayınların yapılmamasını, yapılmış olanların da en kısa zamanda yayından kaldırılmasını hassaten rica ederim.

    En büyük rehberimiz ve mürşidimiz Peygamber Efendimiz -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- kâinatın medâr-ı iftiharı olmasına rağmen "Lâ fahra/övünmek yok" buyururken, O'nun âciz bir ümmeti olmaya gayret eden bizler de lâyık olmadığımız bu nevî iltifatlardan Cenâb-ı Hakk'a sığınırız.

    Ayrıca çeşitli ders, seminer ve sohbetler vesilesiyle şahsımdan nakledilenleri kendilerinin anlamak istedikleri şekilde yansıtıp sonra da şahsıma izafe edildiğine de zaman zaman şahit olmaktayız. Bunun yanında, haberimiz ve iznimiz olmadan adımıza internet siteleri ve hesapları açarak buradan kontrolsüz birtakım yayınlar yapıldığını da üzülerek görmekteyiz. Biz bu yayınlardan da tamamen uzağız. Bu tür yayınlar, yolumuzun istikâmetine de zarar verebileceği için, bunun vebalini düşünerek dikkatli olunmasını rica ederim.

    İigi duyanlar için, internette şahsımla ilgili resmi site ve adreslerimin bulunduğunu hatırlatır

    (www.osmannuritopbasxom, www.facebook.com/OsmanNuriTopbas, www.twitter.com/osmannuritopbas), bunlar dışındaki kaynaklarda yayınlanan şahsımla ilgili beyanlara ihtiyaten yaklaşılmasını ve ancak
    kendi resmî internet adreslerimden yayınlanan beyanlara îtibar olunmasını rica ederim.

    Diğer taraftan, mensubu bulunduğu manevî yola duyduğu muhabbette aşırıya kaçarak "kendi yolunun en günahkârının bile, o yola mensup olmayan kırk kişiye şefaat edeceği, âhirette kendi mürşidinin eteğine tutunanların doğrudan Cennete gidecekleri" şeklinde, şer'î esaslarla asla telif edilemeyecek tarzda, asılsız, mesnedsiz, hezeyana dönüşmüş heyecan taşkınlıklarına da -az da olsa- maalesef rastlamaktayız.

    Evvelâ şunu ifâde edelim ki, şefaat haktır. Rabbimiz dilerse, dilediği kullarına bu salâhiyeti bahşedebilir. Lâkin kimin kime şefaat edeceği, ancak Rabbimiz'in bileceği bir husustur. Ayet-i kerîmede buyrulduğu üzere;

    "...İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir?.." (
    el-Bakara, 255)

    Dolayısıyla sâlih kullara duyduğumuz hürmet, muhabbet ve hüsn-i zannı, şer'î bir nass kat'iyyetinde görmek, kişiye manen zarar vermekten başka bir şeye yaramaz.

    Unutmayalım ki bu imtihan âlemine hiçbirimiz birbirimize karşı övünmek için gelmedik. Cenâb-ı Hak, razı olduğu kullarının vasıflarını beyân ederken;

    "Rahmân'ın (has) kullan onlardır ki, yeryüzünde tevâzû ile yürürler..." (
    el-Furkân, 63) buyurmaktadır.

    Bir başka âyet-i kerîmede de;

    "Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma!.."(
    el-İsrâ, 37) ikâzında bulunmaktadır.

    Hepimiz; hiçlik, yokluk, fânilik ve acziyetimizi idrâk ederek Rabbimiz'e kulluğumuzu izhâr etmek üzere bu dünyaya gönderildik. Bu fânî âlemde en büyük paye, Hakk'a kul olabilmektir. Hepimiz, hatâsıyla-sevâbıyîa, âciz birer kuluz. Akıbetimiz hakkında da elimizden gelen bütün gayreti gösterdikten sonra, yalnızca Rabbimiz'in rahmet, mağfiret, lütuf ve inayetine sığınırız.

    Bu hususta, asr-ı saadette yaşanmış şu hâdiseden çıkan dersi, hepimiz mühim bir hayat düsturu edinmeliyiz:

    Sahabenin meşhur zâhid ve âbidlerinden biri olan Osman bin Maz'ûn -
    Radıyallâhıı Ânh-, Medîne'deÜmmü'l-AIâ isminde bir kadının evinde vefat etmişti. Bu kadın:

    "Ey Osman, şehâdet ederim ki şu anda Allah Teâlâ sana ikram etmektedir." dedi.

    Rasûlullah -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz müdâhale ederek: "Allah 'ın ona ikram ettiğini nereden biliyorsun?" buyurdu. Kadın: "Bilmiyorum vallahi!" deyince Allah Rasûlü -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- şöyle buyurdu:

    "-Bakın, Osman vefat etmiştir. Ben şahsen onun için Allah1 tan hayır umul etmekteyim. Fakat ben peygamber olduğum hâlde, bana ve size ne yapılacağını (
    yani başımızdan ne gibi hâller geçeceğini) bilmiyorum. "

    Ümmü'l-Alâ der ki:

    "Vallahi, bu hâdiseden sonra hiç kimse(nin hâli ve istikbâli) hakkında bir şey söylemedim." (
    Buhârî, Tâbîr, 27)

    Bizler de dâima acziyetimizi itiraf ederek Yûsuf -Aleyhisselâm-'m şu duâsıyla Rabbimiz'in rahmetine iltica etmeliyiz:


    [​IMG]


    "...(Ey Rabbim!) Beni müslüman olarak vefat ettir ve beni sâlihler arasına kat!"
    (Yûsuf, 101)

    Cenâb-ı Hak lûtf u keremiyle akıbetimizi hayreylesin. Amîn!..


    Osman Nuri TOPBAŞ
     
    murat, Balder ve Ahbârî bunu beğendi.
  2. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    işte gerçek bir din adamının portresi...
    kendisini öven, yüceltenlerin yazıp çizdikleri karşısında ayakları yerden kesilmemiş, şeytanın hilesini farketmiş hemen, ilmine, irfanına yakışır tavrını göstermiş hemen.
     
    murat bunu beğendi.
  3. Platon

    Platon Misafir

    Kayıt:
    27 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    92
    Beğenilen Mesajları:
    27
    Takdir ederken bile asiri ovguden kendimizi alamiyoruz. Genimize kodlanmis.

    Mobilden yazildi
     
  4. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    tamam kardeş, sen haklısın!
    "atarlı damar"sın sen.
    bu çok fazla belli oluyor.
     
  5. Platon

    Platon Misafir

    Kayıt:
    27 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    92
    Beğenilen Mesajları:
    27
    Bir tartışma cümlesine karşı bir cümle kurmadım ki haklı olayım hocam.
    Gördüğüm bir garipliği dile getiriyorum. Hoca yazıda, özet olarak "beni övmeyin, yüceltmeyin, bundan rahatsızlık duyuyorum." demiş. Biz, bu alçak gönüllülüğü takdir ederken bile gereksiz yere yine övüyoruz. Garip değil midir?
     
  6. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150

    arada bir nüans var, onun mustağrip olduğu övme kudsiyet atfetme noktasına varan ve Allah Teala'nın yasak kıldığı şeytani bir pohpohlama.
    bense burada bir müslümanın olması gereken tavrından bahsetmeye çalıştım.
    özellikle buradaki genç kardeşlerimin dikkatini çekmek içindi bu.
    çünkü hepimiz insanız ve en zayıf tarafımız da sanırım bu olsa gerek.
    övülmek hoşumuza gider, nefsimizin en çok sevdiği şeydir bu.
    osman nuri topbaş hocaefendiyi tanımam, bir bağlılığım falan da yok. benim şeyhim falan değil yani... ki, mürit uçurması olsun!
    keza onun da biz fakirin övgüsüne ihtiyacı yok.
    sadece onun üzerinden doğru bir davranışı nazara vermek istedim, başka bir kastim yoktu.
    ne ki, şahsıma karşı olan -sebebini bilmediğim- bir tavrınız var, ve belli ki bu böyle sürüp gidecek.
    her ne yazarsanız yazın, size bir daha cevap yazmayacağım.
    hatta hiç yazmayacağım.
    sevgiyle kalın.
     
  7. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    hocam, müphem kaldı benim için son cümleniz. sanki sizi hedef alarak yazmamış gibime geldi. böyle hemen kırılıp küsmeseniz birbirinize. bizlerde duruma üzülüyoruz.
     
  8. Platon

    Platon Misafir

    Kayıt:
    27 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    92
    Beğenilen Mesajları:
    27
    Peki hocam. Ben de başka bir şey bekliyordum sizden ki, belli ki o şey hiç gelmeyecek.
    Sdn'den sepetlendiğimde size attığım mesajı bilmem hatırlar mısınız? Verdiğiniz cevap hala hatırımda. Gel gör ki o cevabın zühurunu hep bekledim, hiç gelmedi. Aksine daha ilk mesajlarımda (ki kim olduğumu bilmeden yazdığınızı söylüyorsunuz, doğrudur, ama bahane değildir) hiç beklemediğim bir tavırla karşılaştım. İnadına, dikkat çekmek için, belki davranışlarımın sebebini sorarsınız diye üstünüze geldim bilerek. Geniş karakterli, sabırlı, yumuşak huylu olduğunuzu biliyordum. Bu şekilde davranış sebeplerimi daha net bir şekilde anlatabilmek için bir hazılık süreci kurguladım kendimce. Bunu da anlayacağınız biliyordum. Ama nedendir bilinmez, Seyyah-ı Fakir yok ortalarda. Başka biri gelmiş. Değişik biri. Bu noktada sizi gayet iyi anladığım için, saygı duyuyor, kırdığım için değil, zorunda olduğum için, yaşınıza hürmeten özür diliyor, ben de mümkün olduğunca sizinle herhangi bir temas sağlamamak üzere çekiliyorum.
     

Sayfayı Paylaş