Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

Olaylı Bir Boşanma Hikâyesi

Konu, 'Beğenilen Köşe Yazıları' kısmında tambjk tarafından paylaşıldı.

  1. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Olaylı Bir Boşanma Hikâyesi

    Oysa her şey ne kadar güzel başlamıştı.
    E. ile G. aynı dünyanın insanıydılar.
    Birbirlerine hayrandılar.
    Ama bir aşk evliliğinden ziyade mantık izdivacıydı onlarınki…
    Aileleri, camiaları, servet bölünmesin istemişti.
    İmam nikâhı ile evlenmişlerdi.

    ***

    Nikâhta E, “Bütün servetim bu yüzük” diye gösterdi parmağındaki altın halkayı:
    “Bir gün zengin olduğum söylenirse bilin ki haram yemişimdir”.
    Alkışladılar.
    Birbirleri için yaratılmışlardı adeta… Bir elmanın iki yarısı idiler. “Yedikleri” ayrı gitmiyordu.
    Beraber yürüdüler uzun yollarda; beraber ıslandılar, yağan yağmurda…
    Birlikte bindikleri uçan seccade, onları refahın, servetin, bolluğun ülkesine uçurdu.
    Bir koltukta oturdukları yıllar boyunca, varlıkları da büyüdü kudretleriyle birlikte; çocukları zenginleşti.
    Biri yeraltında, diğeri yer üstünde, birbirlerine paralel, devasa bir imparatorluk kurdular.
    Yakınlarını doyurdular.
    Servetlerinde gözü olanların, iktidarlarına göz koyanların gözünü oydular.

    ***

    Ailenin nüfuz alanı büyüyüp de asker evlerinin kapısına dayanınca G, yurtdışına kaçmak zorunda kaldı.
    Hasret yılları başladı.
    G, memleket hasretiyle gözyaşı döktükçe “Dön gel” diye ağladı E...
    Ailenin içyüzünü bilenler bunların timsah gözyaşları olduğunu söylüyordu. Nitekim ayrılık devrinde büyüyen servet, iltifatların yerini ihtilafların almasına yol açtı. Hakaretler havada uçuşur oldu.
    “Nankör kedi! Ne istedin de vermedim” diye çıkıştı E...
    “Neyin varsa bana borçlusun” diye diklendi G...
    Barıştırmaya çalışan, lafını dinletemedi.
    Şiddetli geçimsizlik”, “Boş ol” talimatıyla son buldu.
    Lakin iş, mal paylaşmaya gelince kıyamet koptu.
    Çünkü, E, eskiden “bütün servetim” dediği yüzüğü çıkardığında artık herkes zengin olduğunu söylüyordu.

    ***

    Meğer o devri saadette birbirlerinin kuyusunu kazmışlar.
    Aynı yataktayken, birbirlerini uyutup kirli çamaşırlarını biriktirmişler; telefonlarını dinlemiş, kin tutmuş, bıçak bilemişler.
    Kavga patlayınca bütün zulalar patladı.
    Biri öbürünün nasıl hırsızlık yaptığını ispatladı, öbürü bunun nasıl mahallenin dibine bomba koyduğunu açıkladı.
    E, “O hain benden habersiz paralel sokakta ev kurmuş” dedikçe G, eski partnerinin kendisinden habersiz paraları sakladığı ayakkabı kutularını çıkarıp gösterdi ele güne…
    E, G’ye “Haşhaşi” dedikçe, G, E’ye lanet okudu.
    Sonunda 17 Aralık sabaha karşı çıkan büyük kavga sonucu karakolluk olundu.
    Kendi öz çocuklarını hapsettirecek kadar kararmıştı gözleri... Uzun sürmüş bu mantık izdivacı, mantıksız bir finalle sona erdi.

    ***

    Bütün mahallenin gözü önünde yaşanan rezalette son perde yaşanıyor şimdi…
    Herkes camda; bir dönem ihtirasla havaya dikilmiş burunlarından kıl aldırmayanların ipliğinin pazara çıkışını izliyor.
    E’nin gazabına uğrayan G’nin çocukları, eskiden canını yaktıklarının evine sığındı. E, kendisine karşı onlara kulak kabartanları da yakmak için peşlerine adam taktı.
    Tarihin gördüğü en belalı izdivaç, tarihte görülmemiş bir gümbürtüyle dağılıyor. Dağılırken de eski kirli çamaşırlar birer ikişer ortalığa saçılıyor.
    Ortalık toz duman; ama mahalleli memnun…
    “Barışsalar daha kötüydü” diyorlar.
    Nihayetinde haklı çıkmanın özgüveniyle gümbürtüyü seyreyliyorlar.

    http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/166205/Olayli_Bir_Bosanma_Hik_yesi.html
     

Sayfayı Paylaş