Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

'Kur'ân İslâm'ı' tehlikesi

Konu, 'Beğenilen Köşe Yazıları' kısmında YOLCu tarafından paylaşıldı.

  1. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    'Kur'ân İslâm'ı' tehlikesi

    Neo-selefî mantık, İslâm dünyasında hızla yaygınlaşıyor.

    Neo-selefî mantık, tastamam düz mantıktır. Sadece kör zâhire göre hükmeder. Mânâ'nın aslında, derûnî dünyada gizli olduğunu göremez. O yüzden hakîkî Selefîlik'le ilgisi filan yoktur.

    Bu selefîlik, tam anlamıyla, selefisizliktir ve hâricî mantığıdır. İslâm tarihinin hiç bir döneminde, hâricî mantığı bu kadar hâkim olmamıştı, olamazdı da.

    Neo-selefîlik, İslâm'ı protestanlaştırma projesinin bir uzantısıdır. En fazla öne çıkarılan söylemi ise, 'Kur'ân İslâm'ı' söylemidir. Bu söylemin ne kadar tehlikeli olduğunu görebilmek için Batı'da Protestanlığın hikâyesine bakmak gerekiyor.

    Protestanlığın kurucusu Martin Luther'in 95 tezini astığı Wittenberg Kilisesi'ne gitmiştim bir kaç yıl önce.

    Wittenberg Kilisesi'nin girişinde bir pano vardı ve panoda aynen şu cümle yer alıyordu: 'Artık ben de İncil'i anlayabileceğim.'

    İyi de kimsin sen? Çapın ne? Daha önemlisi de, 'yetkin/liğin ne?'

    'KUR'ÂN İSLÂM'I': DİNE UYMAK YERİNE DİNİ KENDİNE UYDURMA PROJESİ

    Oysa Luther'in kilisesinin girişinde yer alan panodaki bu söz, dinin protestanlaştırılmasının mottosudur.

    Ya da şöyle söyleyelim: 'İncil Hıristiyanlığı'nın temelidir: Hıristiyanlığı temelinden yıkan, önüne gelenin, kafasına, arzularına, hatta keyfine göre İncil yazmasına yol açan yıkımın temel gerekçesi.

    İnsanın, dine uymak yerine, dini kendisine uydurmasının kapılarını sonuna kadar açan protestanlaşmanın âmentüsü.

    O yüzden, bugün önüne gelen kafasına göre İncil yazıyor: 'Benim İncil'im bu!' diyor.

    O yüzden eşcinseller kafalarına göre İncil yazıyor. Feministler kafalarına göre İncil yazıyor. Ateist papazlar kafalarına göre İncil yazıyor!

    KUR'ÂN'I PAÇAVRAYA ÇEVİRECEK BİR SÖYLEM!

    Son zamanlarda, sıklıkla, 'Kur'ân İslâmı'ndan sözeden insanlara rastlıyorum.

    Önce şunu söyleyeyim açık açık: 'Kur'ân İslâmı'ndan sözeden biri, eğer kötü niyetli ya da görevli değilse, ne söylediğini bilmeyen, beyinsizin ve densizin tekidir.

    'Kur'ân İslâmı' söylemi, ancak çapsız insanların eseri, ayartıcı ve insanı ana kaynağını Kur'ân'ın oluşturduğu İslâm'dan saptırıcı bir söylemdir.

    Kur'ân İslâmı'nın ne kadar tehlikeli bir söylem olduğunu söylerken, İslâm'ı protestanlaştırıcı, sonuçta İslâm'ı paçavraya çevirecek bir söylem olduğunu söylemiş oluyorum.

    Anlama kıtlığı çekeceklerin zannedecekleri gibi, Kur'ân'ı devre dışı bıraktıracak bir şey söylemiş olmuyorum. Aksine, 'Kur'ân İslâmı' söylemini dillendirenlerin, Kur'ân'ı devre dışı bırakacaklarına dikkat çekmiş oluyorum.

    ÇAĞ KÖRLEŞMESİNİN KÖRLEŞTİRİCİLİĞİ

    Çağ körleşmesi yaşıyoruz: Algılama biçimlerimiz İslâmî idrak ve zihin setleri üzerinden işlemiyor.

    Müslümanca bir zihin ve idrakten yoksun olduğumuz bir zaman diliminde, Kur'ân'ı sadece mevcut seküler zihin ve algılama biçimleri üzerinden algılamaktan kurtulamayız. Bu da seküler algılama biçimlerini Kur'ân'a giydirmemize yol açar ve tam anlamıyla cinayetle sonuçlanır.

    Ümmîleşilmeden, zihnimizi, algılama biçimlerimizi ve dilimizi İslâmîleştirmeden Kur'ân İslâm'ından sözetmek, İslâm'ın çağın ağları ve bağları, bağlamları ve kavramları ile anlamaya kalkışmaktır.

    Ki, bu tam anlamıyla çağın algılama biçimlerini Kur'ân'a giydirmek ve İslâm'ı tanınamaz hâle getirmekle sonuçlanacak bir cinayettir.

    Kur'ân kaynak'tır, Sünnet-i Seniyye, ırmaktır. Aslolan hakikat yolculuğuna çıkmak, hakikate varmaktır. Irmak, gürül gürül akacak ki, Kaynak, hayat fışkıracak...

    PEYGAMBER'İ DEVRE DIŞI BIRAKAN DİN, KISA DEVRE YAPAR!

    İyi de, hakikat yolculuğuna nasıl çıkacağız?

    Bu sorunun cevabı şu tespitte gizli: Kur'ân asıldır, Sünne-i Seniyye usûldur. Aslolan, hakikate vusuldür / varmaktır.

    Yani: Usûl olmadan, vusûl olmaz. Usul yoksa, fusûl (kopma / sapma) kaçınılmazdır.

    Hakikate vusûl'ü sağlayacak usûl'ü bize veren, hakikatin misali ve timsali, vasatı ve vasıtası olan Efendimiz'dir.

    Eğer 'ben de Kur'ân'ı anlayabilirim', diyerek, peygamberi devre dışı bırakırsanız, İslâm kısa devre yapar. Önüne gelen, 'İslâm budur' diye saçmalamaya başlar. Böyle yapmakla, kendisini peygamberin yerine koyduğunu da, din icat ettiğini de göremez.

    Batılıların, Kur'ân'a değil de, Hz. Peygamber'e saldırmalarının, hadisleri tartışmaya açmalarının temel nedeni, Peygamber'i devre dışı bırakmak ve insanların kafalarına göre din icat etmelerinin ve dini paçavraya çevirmelerinin kapılarını sonuna kadar açmaktır.

    Müslümanların yaşadıkları ikinci büyük medeniyet buhranı, İslâmî zihin ve idrak biçimleri ve yerlerini yitirmeleriyle sonuçlandı.

    Müslüman zihninin ve idrakinin yok olduğu, Müslümanların, İslâm'ın çağrı'sının kurmadığı bir çağ'ın ağları ve bağları, bağlamları ve kavramları ile konuştukları, bunun farkında bile olmadıkları bir dilsizlik ve yersizlik ortamında, Kur'ân İslâmı'ndan sözetmek, geri dönüşü zor büyük bir felâketle sonuçlanır sadece.

    Not: Bu yazı, AjansHaber Dergisi'nin Ekim sayısında yayımlanan yazının gözden geçirilmiş versiyonudur. Bu konuyu bir kaç yazıda irdeleyeceğim. Başlangıç oluşturması nedeniyle bu yazıyla başlıyorum.

    Yusuf KAPLAN
     
    evowinds bunu beğendi.
  2. evowinds

    evowinds Doçent

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    622
    Beğenilen Mesajları:
    174
    Hocam, tam olarak neyden bahsediliyor, IŞİD'Den mi? Ben konjonktürel bağlantıyı kuramadımda, affınıza sığındım.
     
  3. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    sevgili evo, bu makale taa Hz. Ali efendimizden günümüze uzanan bir yahudi fitnesinin hikayesidir aslında. ışid'de tabii ki bu hikayenin içindedir, ama tamamı değildir elbette. islamın aydınlık yüzünü tasarladığı binlerce manipülatif projeyle kirletemeyen kahpe düşmanın suret-i haktan gözükerek o aydınlık yüzü namertçe karartmaya çalıştığı dessas bir projedir "kur'an mülümanlığı!"

    Türkiyede bu projenin mebzul miktarda taşeronu vardır abim. ekranlarda sürekli gördüğün mundar adamlardır bunlar. sünneti inkar eder yahut buna cesaret edemezse onu karartmaya, önemsizleştirmeye çalışır, hadisleri yok sayarlar. Sevgili Peygamberimize adeta bir postacı muamelesi çekerler.

    neyse abim, hikaye bayağı uzun, iyisi mi sen bundan sonra gelecek olan yazıları da bir arada okuyunca eminim mevzu vüzuha kavuşacaktır.

    ama bil ki, bu cidden çok önemli bir konu. önemlidir çünkü, şeytanlaşmış kahpelerin en büyük silahıdır bu fitne, müslümanın elini ayağını hiçbir fitne bu denli yerden kesmemiştir.
     
    evowinds bunu beğendi.
  4. evowinds

    evowinds Doçent

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    622
    Beğenilen Mesajları:
    174
    Bunların bazıları da ilahiyatçı profesör anladığım kadarıyla.
    Aydınlattığın için sağol üstadım.
     
  5. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Benim "kuran islamı"ndan anladığım, hz. peygamberden arındırılmış bir islamdan ziyade, sonrasındaki devlet ve kültürlerin islamın üzerine ördüğü örtünün kaldırılmasıdır. Yanlışmıyım?

    Hz. peygamber döneminde yaşanan islam ile abbasiler emeviler yada osmanlı döneminde yaşanan islamı bir tutabilir miyiz? Anlayış ve zihniyet olarak arada çok ciddi farklar var. Ama herkes nedense kendi kültürel köklerinin perspektifiyle yorumluyor islamı.

    Hz. peygamber döneminden, sunnet ve hadislere dayalı islam anlayışının bile bir çok yerde şekilciliğe kaçıp işin arkasındaki felsefeyi niyeti anlamaktan yoksun olduğunu düşünmekteyim. Bu yanlıştır demiyorum, yanlış anlaşılmasın, doğru olanı doğru bir şekilde icra edemekdiklerini düşünüyorum.
     
    Son düzenleme: 11 Kasım 2014
  6. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    aynen!
    zaten üzerlerinde o ünvan olmasaydı konuşturulmazlardı.
    muhtemelen özel yetiştirilmişlerdir.
    bazıları batı orjinli, bazıları tahran, bazıları da kraliçe kazuratının projeleridir.
    ama hepsinin de müşterek damarı peygambersiz, sünnetsiz islamdır.
    siz kur'anı bir ev olarak tahayyül edin, sünnet onun içini dışını tefriş eden tezyinatıdır.
    eğer siz o evi o tefrişattan, o tezyinattan mahrum bırakırsanız içinde oturamazsınız.
    bütün dertleri de o zaten. ruhunu, cazibesini yitirmiş bir kuşa döndürmek istiyorlar.
    tıpkı bugünkü hristiyanlık gibi...
    ***
    yanlış anlaşılmasın, bunları derken yüce kitabımıza bir bühtanda bulunmuyorum, aksine...
    sünnetin zaten kur'anın özünden istinbat etmiş, hayat bulmuş, onun va'z ettiği hayatın, yaşam biçiminin tecessüm etmiş bir hali olduğunu söylemek istiyorum.
    sadece şu ayet bile ne demek istediğimi daha vazıh bir ifadeyle anlatıyor: "Zaten O’nun sözleri ve hareketleri kendi nefsinin eseri değildir. Yüce Mevla’nın vahyi ve ilhamının mahsulüdür." (Necm, 3-4)
    --- İki Mesaj Birleştirildi, 12 Kasım 2014, ilk mesajın tarihi: 12 Kasım 2014 ---
    @tambjk, emin ol, onlar bu tahribatları yaparken ileri sürdükleri bahane hep senin yazdığın şeylerdir. emeviler, abbasiler.
    iyi de emevi, abbasi zulümleri çok ayrı birşey, ayrı bir bahis.
    biz bugün savunduğumuz sünnet anlayışını emevilerden, abbasilerden almadık; emevilerin kahpece katledip şehid ettiği imam-ı azamlardan aldık.
    ki, dikkat edersen bugün islamın en huzurlu coğrafyası imam-ı azam'ın yolundan gidenlerin yaşadığı coğrafyalardır.
    neyse bu konu uzayıp gider, tartışmaya açıktır, iyisi mi sen bilahare buraya alıntı yapacağım yazarın diğer yazılarını da okuyunca eminim daha iyi anlayacaksın.
     
  7. evowinds

    evowinds Doçent

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    622
    Beğenilen Mesajları:
    174
    Bir nevi Hz. Ali' siz Alevilik gibi. İçi boş kutsallığından arındırılmış, sadece görsel yönüyle gözlere hitap eden, kalbe gönle değmeyen sığ düşünceli birer müslüman yetiştirmek.
    Tabi dünya zevklerine de dalmaları teşvik edilip manevi zevklerin tadını unutan, hatta tadına bakmaya tenezzül ettirilmeyen bir gelecek...
    Allah o günlerin şerrinden hepimizi ve iananları hıfz-u eman eylesin.
     
    YOLCu bunu beğendi.
  8. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    Geliyorum diyen felâket: 'Kur'ân İslâm'ı' söylemi

    İki yıkıcı oryantalist proje var. Meseleyi kişileştirmeden, kimseyi kırmamaya özen göstererek bu iki hayatî sorunu kısaca mercek altına almak istiyorum. Dünkü yazıda bazı genel teorik gözlemlerde bulundum. Dil ve algılama sorunu ekseninde.

    Bugünkü yazıda anlaşılır ve net ifadelerle bu konuya biraz daha açıklık getirmek istiyorum. Umarım, herkes anlamak istediği gibi anlamaz.

    YÜZYILLIK İKİ TEHLİKELİ PROJE

    Batılıların iki asır önce teorik temellerini attıkları oryantalist söylemin İslâm dünyası için geliştirdikleri iki tehlikeli proje var.

    Birincisi, İslâm'ın protestanlaştırılması, sekülerleştirilmesi, böylelikle hayattan uzaklaştırılması projesi.

    İkincisi de, İslâm dünyasının diriliğini, dinamizmini, canlılığını koruyan, her şeye rağmen İslâm'la irtibatını sürdürmesini sağlayan 500 yıllık mücahede ve mücadeleyle Selçukluların kurdukları, yine 500 yıllık mücadeleyle Osmanlıların korudukları, Ehl-İ Sünnet omurganın çökertilmesi projesi.

    Bu iki projenin hedefi, Müslümanları birbirine düşürerek, bir daha ayağa kalkamayacakları kadar büyük bir darbe vurmak.

    Bu iki projenin somut olarak hayat geçirilebilmesi için belirlenen hedef, hadislere ve Hz. Peygambere (sav) saldırmak. Bu saldırının, uzun vadede, en kalıcı ve yıkıcı sonuç verecek saldırı biçimi olduğunu düşünüyor Batılılar.

    Soru şu burada:

    Batılılar, neden Hz. Peygambere ve hadislere saldırıyorlar peki?

    Düşünün!

    Sıra Kur'ân'a gelecek! Bazı âyetler öne çıkarılacak ve sonuçta, 'bu kitap saçma -hâşâ- bir kitap' diyecekler!

    Müslümanlar da bu durumu tevil edip duracaklar.

    ÖRNEK, HIRİSTİYANLIĞIN TARİHİ

    Muharref Hıristiyanlığı Aziz Pavlus kurdu. Peygamber olsa, insanlar din icat edemezdi oysa.

    İlke şu burada: Tevhid'in koruyucu kalkanı, Nübüvvet hakikati.

    Luther 'İncil Hıristiyanlığı' çağrısı yaptı. İncil'i çağın zihin kalıbına göre okudu. Her şeyi yıktı. Sahte bir din icat etti.

    İslâm'ı bekleyen tehlike de bu!

    'Kur'ân İslâmı' söylemi, geliyorum diyen en büyük felâketlerden biridir. İslâm'ı protestanlaştırma projesidir çünkü bu söylem.

    KUR'ÂN TEMEL, SÜNNET SÜTUN

    Din, kuru bilgi kaynağı değildir. Hayat kaynağıdır. 'Yaşayan Kur'ân' olarak tavsif edilen Hz.Peygamber olmazsa din kalmaz.

    Elbette ki, Kur'ân, Temel'dir. Sünnet, o Temel üzerinde yükselen ve Temel'i ayakta tutan Sütun. Sütun çökerse, gökkubbe de, Temel de çöker.

    ÖNCE ÇAĞDAŞ HURAFELERDEN ARINMAK!

    İslâm'ı hurafelerle doldurdular, diyorlar. Luther de öyle demişti. Ama asıl hurafeyi o üretti: Sahte Din.

    Dine Karşı Din icat edecekler! O yüzden 'Uyuma!' diyorum.

    Şunu iyi bilelim: Kimseden çekmedi bu din, hurafe temizliyoruz, diyerek zihninin çağdaş hurafelerle iğdiş edildiğini göremeyen çapsızlardan çektiği kadar!

    Hurafeleri temizleyeceğiz, diyorlar. Böyle diyenlere şu soruyu sormak zorundayız: İyi de, kimsin 'sen'?

    Hurafe 'sen'sin: Ç/ağ'ın, insanın zihnini iğdiş eden seküler hurafelerinin kölesi!

    VARIŞ NOKTASI NE, KALKIŞ NOKTASI NEREYE DÜŞER?

    Kalkış Noktası ve Varış Noktası olmadan Kurân'a gidemeyiz. Çağın kavramlarını ve bağlamlarını Kur'ân'a giydiririz sadece.

    Soru şu burada: Varış Noktası belli, Kur'ân ve Sünnet. İyi de Kalkış Noktası neresi?

    Çağ'ın ağları ve bağları, bağlamları ve kavramları. Yani bizim çağrı'mızın kurmadığı, zihnimizi ve idrak biçimlerimizi allak bullak eden, bizi İslâmî duyuş ve düşünüş, varoluş ve yaşayış biçimlerinden uzaklaştıran ve devâsâ bir ağ'a dönüşen seküler çağ! Kalkış Noktası burası. Bu ağ!

    ÜMMÎLEŞME'DEN ASLÂ!

    O yüzden, bura'yı zihnen ve idrak açısından terketmeden, çağ'ın ağlarını ve bağlarını, kavramlarını ve bağlamlarını aşma çabası göstermeden yani Ümmîleşmeden Kur'ân'a gidemeyiz: Çağdaş hurafeleri Kur'ân'a giydirir, her şeyi tarumar ederiz!

    O yüzden önce Zihinsel Hicret şart, diyorum.

    Özetle 200 yıllık oryantalist proje şunu hedefliyor:

    Hadisler tartışılsın! Ardından Peygamber'in konumu tartışılsın ve devredışı kalsın!

    Sonuçta, Her kafa Kurân'ı yorumlasın, neredeyse kelle sayısı Kur'ân çıksın. Nifak çıksın ve insanlar dinden uzaklaşsın, kaçsın!

    Sözün özü: Hadisleri, Hz. Peygamberi tartışmalı hâle getirip Kur'ân'ı kıt akıllarına göre yorumlayan Müslüman Lutherler icat edecekler!

    Oysa, diğer dinler paçavraya çevrildi. Niçin? Peygamberi olmadığı için.

    Tevhid, peygamber varsa, korunur. Yoksa, önüne gelen 'tanrılığa' soyunur.

    Son söz: Hadisler, Kur'ân'ın önüne geçiyor, diyenler, kendilerini hadislerin de, Kur'ân'ın da önüne geçirdiklerini görebiliyorlar mı acaba?


    Yusuf KAPLAN
     
  9. evowinds

    evowinds Doçent

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    622
    Beğenilen Mesajları:
    174
    Hocam burdan kasıt nedir?
     
  10. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    sevgili evo, gayet basit... burada peygamberlerin fiili varlığından değil, o dinin o peygamber tarafından yaşanmışlığının, -sünnetlerinin- günümüze aktarılmayışı, filhakika önünde örnek olmayınca insan sayısınca farklı din anlayışı çıktığı gerçeğini ifade etmesi açısından söylenmiş bir sözdür.

    biraz daha izah edelim... Mesela, hz. İsa as. namaz kılmıyor muydu, sair ibadetleri yapmıyor muydu? dini kaynaklar önceki peygamberlerin hepsinin farklı şekilde olsa da namaz kıldıklarını, oruç tutup zekat verdiklerini, haccetiklerini söylemiyor mu? söylüyor...

    iyi de sen bugün hz. İsa as.'ın nasıl namaz kıldığını, her bir ibadeti ne şekilde yapıtğına dair bir şey duydun mu? duymadın... duyamazsın zaten. zira böyle bir kaynak yok. yok çünkü, yahudi günümüze sadece onun temsili haç resmini aktarmıştır, başka hiçblir bilgi yok, onun hayatından. peygamberin olmaması budur işte. keza aynı şeyi museviler ve hz. Musa as. için de söylemek mümkün.
     
  11. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    İlk yazıyı anladım da 2.yazıca çok ciddi sıkıntılar görüyorum..

    Günümüzde ıslamın yaşadığı en büyük tehdit ne protestanlaştırılması nede sekülerleşmesi. Bakınız ortadoğu, oradaki kavganın sebebi protestanlaşma yada sekülerleşme değil, radikalleşme ve tekfirci yaklaşım. Işid'in de benimsedi selefi anlayış kesinlikle hadisleri ve hz. peygamberi dışlayıcı değildir, sorun cehaletin ve manipulasyonun etkisiyle doğru yorumlanamayıp arkasındaki felsefeyi anlamaktan yoksun oluştur.

    Bu omurga çökeli asırlar oldu, eğer böyle bir omurganın varlığından bahsediyor olsaydık son osmanlı halifelerinin cihat çağrılarının karşılığını alabilirdik. İslam dünyasının dinamizmini radikal gruplar tekeline almıştır ve bu diriliği çok yanlış bir biçimde terörizme kanalize etmektedir.

    Müslümanlar birbirine bu bahsedilen ve 2 yy önce teorik temelleri atıldığı iddia edilen oryantalist iddialardan çok daha önce girmiştir. Binlerce yıllık geçmişi vardır birbirini katleden müslümanların. Bunun sebebi yine söylüyorum cehalet.

    Şöyle harici düşmanlar yaratmaktan vazgeçilmeli, onların senin iyiliğini istemedikleri malum ama bugun islam dünyasının içinde bulunduğu sorunun sebebi büyük ölçüde "ortadoğulular", batılılar değil. Batılıların özellikle son yüzyıllarda ortadoğu halkları üzerinde derin bir etkisi vardır fakat sormak lazım, bu toprakları yüzyıllar boyunca osmanlı himaye etti, onlara din iman dışında ne verdi osmanlı? Bikaçtane cami türbe.. Dünyanın geri kalanı medeniyet anlamında çığırlar aşıp, eğitim ve kalkınma konusunda devrimler yapıp sanayileşip teknoloji üretip uzaya çıkarken, bu topraklara hiçbir şey götürülmedi, evet osmanlı döneminde orada bir huzur hakimdi ama bu huzurun bedeli de dünyada kopuk bir cehaletin yeşermesi olmuştur, oradaki insanlar yeteri kadar eğitilmiş olsaydı belki sonuç değişebilirdi.

    Bugun müslüman dünyaya yönelik en büyük saldırı hz. peygambere yönelik değildir, bizzat tekfirci anlayış ile müslümanlara yöneliktir ve bu saldırı, çeşitli çarpıtlamalar sonucu hz.peygambere dayandırılmaya çalışılmaktadır.
    Müslümanlar bu kadar saf mı hertürlü oyuna bu kadar kolay gelip kandırılıyorlar? Durum biraz bunu düşünün..

    Eğer bu sorunun çözümü ümmileşmekten geçseydi şuan islam dünyasında büyük bir çözüm süreci yaşıyor olurduk. Çünkü ışid'in yaptığı şu aşamada "ümmileşmek" ve yakın tarihin en güçlü ümmileşme örneği olabilir. Sonuç ne hüsran ve islam dünyasına verilebilecek en büyük zararı verdiler.

    Yazı baştan sonra neo-osmanlı kafasıyla yazılmıiş olup özellike davutoğlunun ortadoğu projeleri aklama ve destekleme mahiyetinde.

    Yazdıkları birçok şeyin temeli ne yazık ki yok yada yukarıda belirttiğim gibi çökmüş durumda.

    Bu batı dünyasını eleştirdiğiniz kadar islam dünyası içerisindeki ışid varı oluşumları ve düşünceyi eleştirip mücadele etseniz belkide bu noktaya gelmezdik.

    İslam dünyasının en büyük düşmanı "CEHALET", lafı evelemeye gevelemeye gerek yok, bu gerçeği ıskaladıktan sonra değil makale kitaplar yazılsın anlamı yok, şu yazıda 1 kere mi geçmez cehalet tespiti, ama yok, işte bu özeleştiri yoksunluğu büyük sıkıntı.


    @evowinds , kusura bakma hocam bu sefer de uzun oldu :)
     
  12. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    tambjk, sanırım bu biraz zorlama yorum olmuş kardeş. mantıksal ve felsefi yaklaşımla antitez oluşturma da diyebiliriz. eğer yazarı sade yazdıklarıyla değil, satır aralarını didiklemek suretiyle yazma gereği görmediklerini de okuyabilirsen mesele kalmayacak.
     
  13. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Hocam benimkisi değil yazarınki zorlama olmuş. Kendi ideolojik yaklaşımlarına islami alet edip oradan siyasi sonuçlar çıkartmak istemiş, bunu yaparken de islama yönelik en güncel ve en büyük tehditi yani cehaleti, bilerek yada bilmeyerek ıskalamış.
     
  14. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    cehalet biraz göreceli bir kavramdır @tambjk, kişiden kişiye hatta her medeniyet tasavvurunun farklı tarifleri, farklı algıları vardır. bizim için cehalet ile bilgelik arasındaki fark sadece seccade üstünde değil, asıl seccade dışında yaşanan hayatın Allah Tealaya itaat konusundaki yakınlığı ve uzaklığı ile tarif edilir.
     
  15. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Hocam milyarlarca cehalet örneği sunabilirim, öyle bir cahillik ki kelime anlamı olarak yetersiz kalıyor.

    Geçen gün eyüp sultan da kuran-ı kerim dağıtılıyordu halka, yaşanan izdihama, rezilliğe bak. Kitaba saygısızlığı geçtim insanlar birbirlerini eziyor, ellerinden çekişiştiriyor, yenen kul hakkı ve işlene günahın hesabı yok.



    Bu da erzurum versiyonu..


    Bunlar en masum örnekler, birde ortadoğuda yaşanları gözünün önüne getir.
     

Sayfayı Paylaş