Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

Kara propagandanız gerçekleri karartamayacak

Konu, 'Beğenilen Köşe Yazıları' kısmında Balder tarafından paylaşıldı.

  1. Balder

    Balder Doçent Süper Moderatör

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    680
    Beğenilen Mesajları:
    146
    Yaşadığınız Şehir:
    Amsterdam
    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen casusluk ve organize suçlarla ilgili operasyon üzerinde bir karartma propagandası yürütülüyor.

    İstanbul'daki operasyon kime karşı yapılıyor?

    Cemaat medyasına göre 17-25 Aralık operasyonlarını yapanlar cezalandırılıyor.

    Peki 17-25 Aralık operasyonlarını kim yapmıştı? Mali Şube.
    Çünkü operasyon 17-25 Aralık'la ilgili değil.

    Çünkü operasyon 17-25 Aralık operasyonunu yürüten Mali Şube'ye yönelik değil. Usulsüz dinlemeler ve casusluk iddiası nedeniyle İstihbarat ve Organize Şube'ye yönelik.

    Operasyon Tevhit-Selam terör örgütü adı altında 3 yıl başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan olmak üzere 2280 kişinin dinlenilmesiyle ilgili.

    Başbakan'ın Somali Cumhurbaşkanı ve Filistin Devlet Başkanı ile görüşmelerinin, MİT Müsteşarı'nın telefonlarının dinlenilmesi suretiyle casusluk ve organize suçlarla ilgili bir operasyon yürütülüyor.



    Defne Samyeli'nin, Can Dündar'ın, Ertuğrul Özkök'ün, İsmail Küçükkaya'nın İran bağlantılı Selam-Tevhid örgütü kapsamında dinlenildiği olayı kast ediyorum.

    Can Dündar'ı bilmem ama Defne Samyeli'nin İran bağlantılı Selam-Tevhit örgütünün Hazret-i Fatıma Tugaylarının komutanı olduğu yönündeki bir kuşkuyu içimde hep taşımıştım.

    İran bağlantılı Selam-Tevhit örgütü her nedense darbe dönemlerinde hatırlanır.

    Uğur Mumcu'nun, Bahriye Üçok'un evinin önünde tatbikatlar yaptırılıp, Ahmet Taner Kışlalı'ın aracına konulan bombanın yerini yanlış gösteren teröriste, bombayı ne tarafa koyduğu tatbikat sırasında öğretilmişti.

    Hem de medyanın önünde.

    İhtilal şartlarını oluşturmak için piyasaya sürülmüştü Kudüs-Selam. Biz bu konularda deneyimliydik.

    3 yıl boyunca yürütülen Selam- Tevhit soruşturması 17 Aralık sabahı teslim edilmiş İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na.

    Darbe başarılı olursa bu isimlerin de toplanması için.


    İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, 22 Temmuz tarihli açıklamasında terör örgütü kurulduğu yönünde bir delil olmamasına rağmen 2010 yılında soruşturmaya başlandığını, 3 yıl boyunca 251 hedef kişinin toplamda ise 2280 kişinin dinlenildiğini bir kez daha teyit etti.

    Çünkü dinlemeler istihbari dinlemeler değil, adli dinlemeler. Yani mahkemelerde kanıt yerine geçen dinlemeler.

    Sen 3 yıl boyunca insanların hayatına girmişsin, dinlemişsin. Sonra ne olmuş?

    Yürütülen soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı vermiş.

    Ama o tapeler orada duruyor.

    Bunun bir hesabı sorulmayacak mı?

    251 hedef kişi üzerinden ülkenin Başbakan'ın Somali Cumhurbaşkanı ve Filistin Devlet Başkanı ile yaptığı görüşmeye kadar devleti dinlemişsin.

    MİT Müsteşarı'nı 'Emin' kod adıyla dinlemişsin, Enerji Bakanı'nı dinlemişsin.

    Peki bunları hangi ülke adına yaptın?

    Bunları hangi ülkeye servis ettin?

    Kim adına yürüttün bu casusluk faaliyetini?

    Bunun hesabı sorulmayacak mı?

    289 kişinin ismi dahi yazılmadan sadece telefon numaraları belirtilmek suretiyle dinlenilmiş. Hangi hukuk devletinde olur bu? Peki o X işaretli yerlere kimlerin ismini yazıp, hayatını karartacaktınız?

    Bunlar imha edilse onu dahi anlayacağım. İmha edilmediği gibi tape olarak muhafaza edilmiş. 289'u X işaretli olmak üzere tam 1706 tapeli dinleme var. Bu kapsamda 572 soruşturma dosyası açılmış.

    Burada bir gazeteciye düşen bunun hesabını sormaktır.

    Burada gazetecilik Başbakan Erdoğan'ın yabancı ülke devlet başkanlarıyla konuşmalarını niye kaydettiniz, bunları hangi ülkeye servis ettiniz, hangi ülke adına casusluk faaliyeti yürüttünüz demektir.

    Gazeteciler 3 yıl boyunca soruşturmayla ilgisi olmayan kişilerin dinlenilmesini savunmazlar.

    Gazeteciler 3 yıl boyunca bir terör örgütü soruşturması kapsamında ama X işareti ile 289 kişinin dinlenilmesini, konuşmalarının imha edilmeden tape haine getirilmesini ve X işaretli soruşturma dosyalarının açılmasını savunmazlar.

    Gazeteciler insanların hayatına girenleri değil, hayatına girilenleri savunurlar.

    Gazeteciler Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlarının başka ülkelerin devlet başkanlarıyla yaptığı konuşmaları kaydedenleri değil, bunu açığa çıkaranları savunurlar.

    Gazeteciler ülkenin bir derin kulak haline gelmesini savunmazlar, ülkeyi derin kulak haline getirmek isteyenlerden hesap sorarlar.

    Abdülkadir Selvi / Yeni Şafak

    Yazının tamamını lütfen kaynağından okuyunuz. Kaynak
     

Sayfayı Paylaş