Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

Eğitim mi, Cibilliyet mi?

Konu, 'Şiir & Öykü & Deneme' kısmında Ahbârî tarafından paylaşıldı.

  1. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    Vakti zamanında bir ülkede yaşlı ve bilge bir padişah, bir de çok akıllı bir veziri yaşar. Padişah vezirine bir gün bir soru sorar:
    -”Vezirim cibilliyet mi (yaratılıştaki huy mu), eğitim mi daha önemlidir?” Vezir hiç duraksamadan cevap verir:

    -Cibilliyet, padişahım.” der.

    Bu sözün gerçeğini ortaya çıkarmak amacıyla padişah memleketin her bir yerine tellallar gönderir. Tellallar ülkenin her tarafını dolaşırken:

    -”Duyduk duymadık demeyin. Padişahımızın davetidir. Yapılacak bir yarışmada ülkenin en iyi hayvan eğiticiliğini kazanana bin altın verilecektir…” diye avaz avaz duyuru yaparlar.

    Derken kısa zaman içinde ülkenin en iyi hayvan eğiticisi seçilir ve padişahın huzuruna çıkarılır. Padişah hayvan eğitmenine sorar:

    -”Bir kediye çok kıymetli bir eşyayı istediğin kimseye göndermeyi ne kadar zamanda öğretebilirsin? der.

    Hayvan eğiticisi:

    -”Üç-beş ayda öğretirim padişahım.” der.

    Padişah adamı kabul eder ve adamın istediği süreyi verir. Verilen süre dolar ve kedi eğiticisi huzura alınır..

    Padişah:

    -”Haydi hünerini görelim? der.

    Kedi eğitmeni herkesin hazır olduğu bir durumda padişahın işaretiyle kediye komutunu verir. Kedi, adamın komutları ile ağzına aldığı mücevherleri padişaha tam vermek üzereyken, vezir cebinde sakladığı fareyi yere bırakır. Fareyi gören kedi götürmekte olduğu mücevherleri yerlere saçarak derhal kaçan farenin peşinden koşmaya başlar. Bu kez vezir padişaha sorar:

    -Padişahım eğitim mi önemlidir, cibilliyet mi?

    Tabi, padişahın vereceği cevap belli:

    -”Cibilliyet vezirim, cibilliyet.” der.

    Hikayedeki kedi, insanın imtihanı olan şeytani nefsin, hayvani sıfatıdır. Tıpkı hikayedeki kedinin durumu gibi onun önüne bir fırsat geldiğinde aldığı görev ne kadar önemli olursa olsun o, kedinin fareyi mücevhere tercih ettiği gibi bir an bile tereddüt etmeden emanete ihanet etmekten geri kalmaz. Onu ne kadar eğitirsen eğit, yaratılışındaki huydan vazgeçemez. Bu açıdan nefse asla güven olmaz. İnsanlar ne kadar yüksek tahsil yaparlarsa yapsınlar yaratılışlarındaki huy hep aynı kalır. Onun önüne ancak tasavvufi terbiye ile geçilir. Onun içindir ki kontrol, nefiste değil insanda olmalıdır. Kontrolün insanın eline geçebilmesi için de mutasavvıfların yaptığı gibi, nefsin istekleri yapılmayıp istemediği İlahi emirler yapılarak ona egemen olmak mümkündür. Eğer nefsin her istediği verilir ve her istediği yapılırsa, insan nefis hayvanının güdümüne geçerek hayvanlaşır. Bu durumu, çevresine kaba davranan tahsilli kimselerde bariz olarak görmek mümkündür.
    Gerçek anlamda olgun insanlar ancak nefsine muhalefet ederek olgunlaşabilmişlerdir. Bu bakımdan insanlar İlahi vahye uymadıkları ve Peygamber ahlakı ile ahlaklanmadıkları sürece içlerindeki hayvani sıfatlara egemen olamazlar. Dünyaya hakim olup da, nefisleri karşısında kolayca mağlup olanlar az değildir.

    Kaynak
     
    evowinds bunu beğendi.
  2. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Cibiliyet ile eğitim kıyaslanabilecek, beraber toplanıp çıkartılabilecek kavramlar değil. Örneğide zaten hayvanlar üzerinden vermişler ki, bir hayvan ile insanı kıyaslamak ne derece mantıklı? İnsan denen canlı aklı mantığı vicdanı bilgisi vs ile hareket ederken hayvanlar tamamiyle içgüdüleriyle hareket ederler. Eğer örnek hayvanlar alemi için söz konusu olsaydı kabul edilebilirdi fakat insanlar için uyarlanabilecek bir örnek olmaktan çok ama çok uzak. Bu nedenledir ki insanlar medeniyetler kurup yıkıp, kanunlar yasalar çıkartıp, hukuk düzeni kurup bilim sanat felsefe vs üretebilmişlerdir. İnsanlar eğitim aldıkça, bilgilendikçe, eleştirel düşünmeyi öğrendikçe, felsefe ve sanat ile dürtülerini kontrol altına almayı öğrenir, acılarını ve sevinç gibi duygularına hükmeder. En basitinden, cahil ve olgunlaşmamış bir zihin, öfkelendiğinde katil olur, azdığında tecavüzcü, sinirlenir adam döver, büyük bir acı yaşadığında duygularını kontrole demeyip sinir krizleri geçirir, kendini yerlerde paralar haykırır. Eğitim ile olgunlaşabilmiş bir zihin ise öfkelendiğinde sakin kalabilir, cinsel dürtülerinene hükmeder, sinirlenmemeye gayret eder, sukunetini korur, büyük bir acı yaşadığında acısını kendine saklar, gözyaşları döküp düşünür, kendini yerlerde paralamaz. Buradaki eğitim elbette fen matematik edebiyat değil, kişisel gelişim ile alakalı daha çok.

    Örneği eğer insan için uyarlayacak olursak, eğitimli bir birey denmiş , önüne cezbedici herhangi birşey konmuş olsa, kedi fare örneğinde olduğu gibi tüm insanların tüm bildiklerini bir kenara bırakıp gideceklerini söyleyebilir miyiz? Bence söyleyemeyiz, kimi insan eğitim ile kimisi ise nefis terbiyesi ile kendi iradesini ortaya koyacaktır. Yazının itiraz ettiğim noktası ki anafikridir "İnsanlar ne kadar yüksek tahsil yaparlarsa yapsınlar yaratılışlarındaki huy hep aynı kalır. Onun önüne ancak tasavvufi terbiye ile geçilir." cümlesidir.
    Yok böyle birşey, insan doğru eğitim ile gayette olgunlaşıp nefsini terbiye edip iradesini ortaya koyabilir. Bunun dünyada sayısız örneği mevcuttur, budisti rahibi ateisti doktoru mühendisi düşünürü yazarı sıradan vatandaşa kadar her kesimdem, eğer böyle bir genellemeye gidecek olursak gayri müslim yada mutasavvıf olmayanların kendi iradelerine hükmedemeyeceği sonucu çıkar ki bunu demek komik olur. Hepsini geçtim, sıgara ve uyuşturucuyu bırakma vakalarını inceleyin.

    Kaba davranan tahsilli kimseler elbette vardır, birde kafa kesin inançlı kimseler mevzusu vardır ki hiç girmeyelim.
     
  3. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    bunları kıssayı ortaya koyana iletmek lazım :)

    o son kısım aldığım yerde yapılan bir yorum. asıl hikayeden bir kısım değil. -”Cibilliyet vezirim, cibilliyet.” der. kısmı son zaten. anlaşılıyordur da.

    bence gayet haklı bir kıssa.

    can çıkar huy çıkmaz demiş atalar. ki eğitim dediğimiz şey son yüzyıllara has bişey değil. eskilerinde eğitim ve fıtratla ilgili birçok sözü vardır. bu varolagelen bir tecrübeden dökülen sözlere de günümüzdeki birkaç örnekle cevap vermek ne kadar kıyas kabul eder tartışılır.

    amiyane tabirlerle diyeyim: "hayvandan farksız" bir adamı üniversiteden de mezun etsen ne kadar değişebilir? Paşa olmuşsun da adam olamamışsın hikayesine dönmez mi?
     
  4. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Eğitim üniversiteden okullardan ibaret değildir. Hele türkiye gibi biryerde kişinin karakteri üzerinde çok fazla tesiri olmaz. Üniversite adam mezun ederken insanların hayvanlığını nefsini ölçmüyor, kurallar bellir sorumlusu olduğun kitaplar var, ezberliyorsun geçiyorsun.

    Eğitimin içerisinde sosyal bilimler, siyasi bilimler girer, felsefe sanat tarih girer, empati, eleştirel düşünme, sorgulama, beyin jimnastiği, analitik mantık girer, ahlak girer, aileden gelen terbiye girer, kültür girer vs.

    Ama bu eğitimlerin yanında üniversite eğitimin kişiye kattıkları da çoktur, kimisi birşeyler öğrenir kimisi öğrenmez.

    Kaldıki bu yazının ana fikri, senin de anladığın gibi akademik eğitimin gereksizliği ve önemsizliği üzerine kurulmuşken, bunu alıntılayan kişinin akademisyen olması çelişki olduğu kadar yeni Türkiye gerçeğidir.
     
  5. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    akademi mi :D

    ben öyle birşey anlamadım. senin kafanı yaşamak için ne yapmalıyım?
     
  6. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    :)
     

Sayfayı Paylaş