Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

Cumhurbaşkanımız neden koşuyor?

Konu, 'Beğenilen Köşe Yazıları' kısmında YOLCu tarafından paylaşıldı.

  1. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    Cumhurbaşkanımız neden koşuyor?

    [​IMG]

    Cumhuriyet döneminde 1950’ye kadar, siyasi iktidarı alkışlamamak suçtu. 1950’de iktidar, halk iradesiyle oluşunca iktidarı beğenmek yalakalık ve suç oldu. Halkın seçtiği Mursi’ye muhalefet marifet; Darbeci Sisi zulmüne itiraz, zindan ve şehitliktir. Nimet körlüğü olan Hakk’tan gafletin, tarafsızlığın, faturası ağır gelir.

    Türkiye’yi, 70 Cent’e muhtaçlıktan, borç batağından kurtarıp, borç veren, mazlumlara yardım eder duruma taşıyan; Van gibi büyük bir şehri, kışta kıyamette yeniden inşa eden; Bakanları, Başbakanı ve Cumhurbaşkanı ile maden kazası gibi her acının merkezinde acıyı paylaşan; komşu yangınından yüreği yanan; şartların ağırlığına, dıştan, içten engellere rağmen, Allah’a hamdolsun Türkiye kalkınıyor. Kınayana bakmadan, nimete şükür gerek. Bu hizmette reyi ve alınteriyle yer alan herkese teşekkürler. Allah, millete, devlete zeval vermesin.

    Kul kusursuz olmaz. Doğru, kusur görülmüşse? Kusur, iki yanlı hoşgörü ve sabır ister. Beyazdaki leke, dikkat çekicidir. Siyaset, hali ve istikbali birlikte düşünmektir. Bu, hatayı artırır. Siyasette sabır ve af, çok gerekir. İktidarların, bardağın yalnız dolu tarafını; muhalefetin yalnız boş tarafını görmemesi siyasi körlük doğurur, yanıltır. İktidar, yanlış ümide; muhalefet nankörlüğe düşer. Yanlış ümit körlüğü, doğurduğu dinamizmle dengelenebilir. Nankörlük, insanın gündüzünü gece yapan karamsarlık belasının anasıdır.

    Türkiye zor günlerden geçti. DP, AP ve Milli Nizam Partileriyle başlayan oluşum ve hizmet gayretleri, ANAP’la, anlık bir sıçrama; Ak Parti ile iktidar oldu. Yenilenme, kalkınma başarısı, itibar ve güç doğurdu. Türkiye, ilk 20 devlete girdi, daha öne geçti.

    Türkiye’nin, güçlülerde çıkar endişesi doğuran güçlenişi, içteki kıripto direnişçilere dış destek ve ümit; huzura, istikrara, kalkınmaya direnç oldu. Bu direnişin adı, bazen gezi; bazen proje iptali; yol köprü, cami, “İztemezük” oluyor.

    Yıkıcı politikanın işi kolaydır. Tarih gösteriyor ki, oturduğu yerden, bir anayasa fırlatma, Türk parasını pula döndürüyor. Yıkmak her işte, her zaman kolaydır. HDP, oturduğu yerden, vandalları vahşete çağırdı. On binlerce alın teriyle inşa edilen eserler yandı yıkıldı, insanlar öldürüldü. “Yıkmak, insanlara yapmak gibi kıymet mi verir, // Onu en çulpa adamlar da emin ol becerir” diyen Akif’imiz, iki kazmalı adam Süleymaniye’nin kubbesini indirir. Ama yapmak için “Bir Süleyman yine lazım, yeniden bir de Sinan” diyor. Zor olan yapmaktır.

    Başarılar, zorlukların arkasındadır. Siyasi başarı, genel başarının iklimini oluşturur. Başta siyasi kadro ve topyekun milletle başarılabilir. Ağır şartlara rağmen Türkiye ilerliyor. Portekiz Başbakan Yrd. Paulo Portas, “Problemlerle karşılaşıyorsunuz. Her zaman fırsata çeviriyorsunuz” diyor.

    Allah’a şükür kadrolarımız artık, bilerek bilmeyerek kendi savaş gemimizi bombalamak gafletinde değiller. Sayın Erdoğan, gündüz toplu açılışta; gece Necip Fazıl’ı anmada! Sabah, üniversitede? Ertesi gün, başka bir ülkede Mesaj vermekte, Davette, işte, gayrette! “BM yapısı adil değil” diyor. Oturduğu yerden konuşmuyor? Gecesini gündüze katarak, örnek olarak söylüyor. “Bizi, dünyaya yanlış tanıtıyorlar” diyor. Millete, “Çözmek için çalışalım” diyenbir çağrı ve irade ortaya koyuyor.

    Dünkü İsrail’e bağımlı, dünyanın her tarafında düzinelerle yayın organı var. Cihan İmparatorluğunun varisi, İslam dünyasının üssü Türkiye’nin, bir kardeş ülkede tek medyası yok? Yetişmiş insan, gayret, dayanışma olmadan iş olmaz. Geceyi gündüze katan bu gayretler, millete çağrıdır. Güzel örnek verme gayretidir.

    Merhum Necip Fazıl Programında, Cumhurbaşkanımızın sahnedeki duruşuyla yaptığı fiili çağrıya, katılmak için düşünüyorum: Ak Parti il teşkilatları, üniversite bulunan illerde gençleri, her ilde bir tane olsun mecmua çıkarmaya teşvik etmeli. Güzel, yaygın, güçlü ve verimli bir tatbikat okulu doğabilir.

    “Çalışmak başka yol yok. Hem nasıl canlarla başlarla”.


    Hasan AKSAY
     
    black ve evowinds bunu beğendi.
  2. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    İktidarı beğenmek yalakalık ve suç olmadı, iktidar yalakalarının iktidarın suçlarını gözmezden gelmesi, alkış tutması kabahat oldu.

    Abartılı övgülere gerek yok, bu devletin lütfu değil "GÖREVİ" üstelik, yerine getirmediği görevlerin sonucunda yıkılan binlerce binanın altında hayatlarını kaybedenler de cabası.

    Onların görevleri acıları paylaşmak değil bu acı olayların yaşanmaması yönünde gerekli hertürlü önlemi alıp, denetimleri büyük titizlikle yapıp, oradaki madencilere insan onuruna yakışır şartlarda çalışma imkanı ve iş güvenliği sunmaktır. Bunların hiçbiri layıkıyla yapılmadığı, taşeronluğa prim verildiği, kâr hırsından gözleri döndüğü için bu yıl 400'e yakın madencimiz hayatlarını kaybetti. Bu yetkililer ise utanmadan, pişkin pişkin işin fıtratında var diyerek sorumluluktan kaçtılar, hesabını sormadılar, istifa etmedikleri gibi görevlerini sorumsuzca yapMAYan denetmenlerin soruşturulmasına izin vermediler, örtbas ettiler, madenci yakınlarını korumalarına dövdürtüp, bizzat kendileri yumrukladılar. "acının merkezinde acıyı paylaşan"mış, pöffff.

    rant, talan ve sömürü düzeninin ağırlığında ihmalden ve sorumsuzluktan ölen , asgari ücretle insan onuruna aykırı, aç sefil çalışan işçilerin omuzlarında, dış ve iç politikada vahim hatalara ve yöneticilerin kupon arsa, hısızlık, yolsuzluk, yalan, iftira, talan, peşkeş ve İSRAFINa rağmen bu halkın gayretiyle kalkınılmaya çalışılıyor.Ama nedense şu asgari ücretli yoksul kesim bir türlü kalkınamıyor, kalkınanlar hep bu iktidarın yandaş işadamları oluyor, bu işadamlarının kalkınması ise halkımız canına, havasına, suyuna, doğasına, lokmasına, emeğinin sömürüsüne mal oluyor.

    Bu sömürü ve rant düzenini, düşük ücretle emek sömürüsünü, iş güvensizliğini, kalitesizliği, yolsuzluğu, peşkeşi, baskıcı ve dayatmajı rejimi, gelir adaletsizliğini, ilkesizliği, hukuk devletinin itibarsızlaştırılmasını, liyakatsız kadrolaşmayı başımıza cehaletinden ve aç gözlülüğünden başımıza, reyi ve enayiliği ile musallat eden herkesin Allah "karşılığını" verecektir.

    Kalkıp akp öncesi dönemin tüm kabahatlerini muhaliflere yükleyeceksin, sonra o dönemin tüm iktidar partilelerine selam çakış alkış tutacaksın :)

    Şu en büyük ekonomi mevzusu ise;

    Cumhuriyet’ten günümüze büyüme / Ekonomi - Finans / Milliyet Blog

    Herşeye para gözüyle bakanların, rant peşinde koşanların, bu uğurda talan edilecek, yok edilecek doğaya verilen desteği, bu uğurda gösterilen hassasiyeti farklı şekillerde lanse etmelerine alıştık, o betonların yenilemeyeceğini birgün anlayacaksınız.

    On binlerce alın teriyle işna edilen eser dediğiniz cam çerçeveye verdiğiniz değeri, geçen gün manisada, rant uğruna, mahkeme kararlarına aykırı bir şekilde yok edilen 6 bin adet zeytin ağacı için gösteremediniz ya, cam çerçeve dediğin 5 dk da yapılır lakin o ağaçların yetişmesi 10 yıllar alıyor. İnsanlar öldü, öldürüldü, gezi parkı sonrasında polisin öldürdükleri için gösterseydiniz keşke bu "insan" hassasiyetini, ama yok, bu hassasiyeti sadece betonlar camlar çerşeveler için görüyoruz.

    Dışarıdan övgü geldimi baş tacı :) Yergi geldimi hainler, faizl lobileri oluveriyor herkes biranda. Başka devlet adamlarının bu hükümet hakkında söylediklerini herhalde medya yazamadığından pek duyamıyorsunuz :)

    Yok bizim siyasi kadrolarımız, kendi siyasi ikballeri için "bilerek" türbeleri bombalattırmak ve savaş çıkarma gafletindeler.

    Ayıptır sorması hangi kardeş ülke ? Öyle bir ülke mi kaldı, hepsiyle kanlı bıçaklı olduk.
     

Sayfayı Paylaş