Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

Ampul’ün faturası

Konu, 'Beğenilen Köşe Yazıları' kısmında tambjk tarafından paylaşıldı.

  1. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Ampul’ün faturası

    İlk iş, personel sayısını azalttı, danışman, aşçı, garson, memur, polis, azalttı. Telefonlara kısıtlama getirdi, özel konuşma yapan, first lady dahil, kendi cebinden ödedi. Köşk’e tahsis edilen araçlardan 14’ünü, fazla diyerek iade etti. Geçiş üstünlüğünü asla kullanmadı, kırmızı ışıkta durdu. Eşiyle birlikte, sivil plakayla, markete gitti, kasada sıra bekledi. Eşi bileğini kırdı, ortalığı ayağa kaldırıp ambulans-doktor çağırmadı, sivil plakayla acil servise götürdü, röntgen çekilirken öncelik verilmesini istemedi, kuyruğa girdi. Annesi rahmetli oldu, cenazeye sivil plakayla gitti, camide flap flap fors yapmadı. Resmi yemekler dışında, Köşk’te hiç davet vermedi. Mutfakta yerli ürün kullandırdı, yabancı konuklara yerli marka şarap ikram ettirdi. Hiçbir gazeteciye özel röportaj vermedi, gazetecileri devletin uçağına doldurup, gezdirmedi. Devlet törenleri haricinde, kendisine karşılama-uğurlama töreni yaptırmadı. Özal, Demirel döneminde moda olan şatafatlı Köşk iftarlarına son verdi, Ramazan’larda personel yemekhanesine indi, Köşk’ün çalışanlarıyla iftar yaptı.

    *

    Saat, gümüş tepsi, kaftan, vazo, heykel, biblo, porselen, tablo, hatıra para, kendisine takdim edilen 1243 parça hediyenin 1243’ünü de demirbaşa kaydettirip, devlete verdi, evine götürmedi, müze yapıcam ayağına yatmadı.

    *

    Göreve geldiği sene 13.5 milyon lira bütçesi vardı, Köşk’te ilk defa böyle bi şey görüldü, 4 milyon lirasını harcamadı, hazineye iade etti. Her sene tasarruf yaptı. 7 sene boyunca toplam 183 milyon lira bütçe tahsis ettiler, 61 milyon lirasını devlete geri verdi. Yani… Makamına ayrılan her 3 liranın 1 lirasını kullanmadı.

    *

    Yurtdışı gezilerinde kendisine tahsis edilen yasal harcırahı, kabul etmedi, almadı.

    *

    Oğlunu evlendirdi, basına kapalı, sade bi nikahtı. Fırsat bu fırsat, beş bin kişi çağırayım, nasıl olsa cumhurbaşkanıyım, işadamları koştura koştura gelsin, yalakalık olsun diye mücevherler taksınlar, pırlantalar, altınlar yağdırsınlar demedi. Takı töreni yapılmadı. Takı getirilmemesi için davetiyelerde özellikle rica edildi, illa getirenlere teşekkür edildi, nazikçe reddedildi. Bari hediye vermek isteyenler oldu, sizin gelmeniz zaten hediye denildi. Gece boyunca klasik müzik çalındı. Nikah şahitliği yapsın diye, alakasız yabancı devlet adamları çağrılmadı, gelinle damadın şahitliklerini arkadaşları yaptı. Gelin, Olgunlaşma Enstitüsü’nde dikilen gelinliği giydi, janjanlı modacılara avantadan diktirilmedi. Konukların çoğu taksiyle geldi, yüksek yargı üyesi davetliler, topluca, servis minibüsüyle gelmeyi tercih etmişlerdi, nizamiyede inip, tören salonuna kadar yürüdüler. Çünkü, Köşk’ün şoförleri o gece izinliydi, eşleriyle birlikte davetliydi, konuklar arasındaydı. Düğün yemeği Köşk’ün aşçılarına yaptırılmadı, dışardan sipariş edildi, Köşk’ün bütçesinden ödenmedi, aile bütçesinden ödendi. Diğer tüm ikramlar, masalara servis edilen su dahil, aile bütçesinden karşılandı.

    *

    “Son Cumhurbaşkanı” Ahmet Necdet Sezer, nikahtan önceki gün, Çankaya Köşkü’nün su ve elektrik sayaçlarını not ettirdi, nikah günü kullanılan suyun ve elektriğin faturasını kendi maaşından ödedi.

    *

    Ve dün, gazeteler yazdı.
    Bin odası bulunan Ak Saray’ın aylık elektrik faturası, 700 bin lira tutuyor.
    8.5 milyon lira senede.

    *

    Atatürk Orman Çiftliği’nin geriye kalan ağaçlarını kesip, bi termik santral de Ak Saray’ın yanına kondurmakta fayda var… Anca yeter ampul’e!


    Yılmaz Özdil : Ampul’ün faturası - Sözcü Gazetesi
     
  2. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    yahu @tambjk, iyi güzel, A.N. SEZER tutumluydu, kul hakkı yemezdi, israf etmezdi, falan filan... eyvallah, bu özelliklerini ben de severdim, hep takdir etmişimdir. ne ki, sebebiyet verdiği bir kitap fırlatma yüzünden bu ülkeye kaybettirdiklerini çok çabuk unutmuşa benziyorsun. hemi de, yaptığı tasarrufların trilyon katıyla kaybettirdi.

    yurt dışına hiç çıktı mı ben hatırlamıyorum ama, zaten gideceği pek bir ülke yoktu ki be abicim. Nerdeyse bütün dünya ile kopuktu ülkemizin bağları... gitmesine gerek yoktu ki zaten.

    hem yıllarca bu ülke insanını düşman etti birbirine, enerjisini yok etti. kan kusturdu dindar insanlara... 60 yaşında başörtülü bir anayı oğlunun yemin törenine bile aldırmadı, marks gibi sakal bırakanlar ordu ve devlet kurumlarında fing atarken sünnet üzre sakal bırakanlar evlatlarının ordu evlerindeki düğünlerine bile alınmadı.

    oğlum imam-hatip lisesini bitirmişti. makine mühendisi olmak istiyordu. gerekli puanı aldı da... ne ki o ihl mezunu idi ya, 30 puanı gitmiş hayatı karartılmıştı. küstü ve gitti bu ülkeden. tam sekiz yıl gelmedi. annesinin yıllar boyu evlat hasretiyle nasıl yanıp kavrulduğunu, geceleri nasıl çekilip bir yanda için için ağladığını yaşamayan bilemez. ancak annesinin kanser olduğunu öğrendiğinde avdet edebildi zarureten.

    özetle, "son cumhurbaşkanı" üç-beş kuruş tasarruf etti diye iyi cumhurbaşkanı olmadı. istersen onun cumhurbaşkanı olduğu gün ile bugünün ihracat rakamlarına, GSMH değerlerine bir bak. onun yaptığı gibi yapmadı RT, ülke insanlarının bir kısmını bir kısmına tercih etmedi. sen kürtsün, sen alevisin canın cehenneme demedi. devleti ayaklarına götürdü, barıştırmak istedi. kimseye inançlarından dolayı devlet baskısı kurmadı. evet, leyleyi havada gördü, sürekli yurt dışına çıkıp çıkıp geliyor, bu bayağı masraflı da oluyor tabii, ama ecevitin hazırol vaziyetindeki duruşundan amerika, rusya başkanlarıyla arkadaşlıklara uzanan bir çizgiye taşıdı bu ülkeyi. hiçbir şeye karışmayan, pısırık pısırık köşesinde ne olacak diye bekleyen Türkiyeden siyaset belirleyen, yol haritası çizebilen, dengeleri değiştirebilecek ağırlıkta taraf olabilen bir mevkiye gelmiştir.

    bu vesileyle bir hatıramı da zikretmezsem olmaz kardeşcağız. 2001 yılında hac vesilesiyle Mekkedeydim. ben giderken dolar 600-700 tl. bandında idi... biz ordayken kitap fırlatılmış, ülke kaosa girmiş ve olan olmuştu. biz döndüğümüzde dolar 1200 küsur tl. olmuştu. o günlerde cebimde bir Türk parası görmüştü bir arap, sanırım 100 milyon liraydı. adam kahkahalarla güldü, dalga geçti bizimle... sonra 2006'da da gittim, bu defa bizim paramızı dolara tercih ediyordu aynı adamlar. hatta dolardan bile daha çok değer veriyorlardı...

    o zatın çok çok tasarruf ettiği günlerde, akşam evinde bin tl. ile geceleyen adam, sabah kalktığında aynı paranın 500 tl'ye indiğini görüyordu. ve daha bunun gibi nice nice felaketler artık kanıksanır hale gelmişti.

    bir de bugünlere bak istersen, dünya sarsılıyor, ekonomiler çöküyor, ülkeler iflas bayrağı çekiyor ama Türkiye bir santim bile geri gitmiyor, sarsılmıyor. ama siz öylesine karartmışsınız ki gözlerinizi, bütün bunlara rağmen hala yıkıldı, battı, çöktü edebiyatı yapıyorsunuz. hiç mi güzel olan bişey yok, hiç mi bu ülkenin üzerine bir taş konmadı? nedir bu düşmanlığınız yahu? ideoloji gözlükle baktığınız sürece hiçbir şeyi göremeyeceksiniz siz anlaşılan. bunun başka izahı yok sanırım.
     
  3. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    @YOLCu Hocam,

    Krizin sebebi anayasayı fırlatması değildi, kriz zaten vardı o bahanesi oldu, gelmiş geçmiş bütün hükümetlerin kahabatlerinin hatalarının birikimidir o kriz. Senin dediğin 1.dünya savaşını avusturya vehiahtını öldüren sırp milliyetçisi çıkarttı demek gibi birşey.

    Bu coğrafyada tarihin hiçbir döneminde, hiçbir devlet adamı yada terörist, bu ülke insanını tayyip erdoğan kadar birbirine düşman edip, halkı birbirine kırdırıp, kutuplaştırı, enerjisini yok edip, sindirip, zulmetmemiştir. Öncekilerin kabahati vardır lakin sen kalkıp tayyip erdoğan için bu konuda zerre kadar toz kondurmadan eleştirmeden, kalkıp başkalarını eleştirmeye hakkın olacağını düşünmüyorum.

    Oğlunun durumu üzücü bu tarz şeyler onayladığım destek verdiğin şeyler değil. Bunun faturası da mı a.n.sezere kesildi yoksa. Neredeydi geçmiş hükümetler? Başka 80 darbecileri olmak üzere sonraki büyük hükümetler bunun sorumlusudur. Ama gel gelelim 12 senedir, senin oğluna yapılanların fazlası bugun başkalarına yapılıyor bizzat bu hükümet tarafından. İntikam mı istiyorsun ki bu zamana kadar bu yapılanlara tek kelime etmedin, insanların haklarının gaspedilmesine göz yumdun, bizzat bu acıya tanık olduğun halde.

    Ya hacam ciddi ciddi bunu yazdığına inanmıyorum, ne okuyorsun ne yiyor ne içiyor neyin kafasını yaşıyorsun. RTE bu ülkenin bir yarısını diğer yarısıyla TEHDİT etti, evlerinde zor tutuyorum diyerek, insanları birbirine kırdırdı. İnsanları bizzat mit aracılığıyla kürt alevi ermeni yahudi şucu bucu diye FİŞLETTİRDİ. Yahudi döllerini, Afedersiniz ermenilerini, Alevilerini vs vs. RTE kadar bu işi arsızca utanmadan sıkılmadan yapan olmadı. Devletin ve kurumların kadrolarını neredeyse ermeni kürt alevi ulusalcı ve solculardan temizledi, liyakatsız kendi kadrolarıyla doldurup taşırıp devleti felç etti.

    Ecevit dediğin amerikan ambargosunu göze alarak kıbrıs harekatını düzenledi, dünyayı takmadı iplemedi. Tayyip erdoğan abd'nin sözünden bile çıkamadı, onların çıkarı doğrultusunda sürekli tezkere peşinde koşup durdu. Ama son zamanlarında yaşından dolayı çok büyük sıkıntılar yarattığı doğrudur.

    Diyorum ya hocam, kapitalizmin öylesine KÖLEsi olmuşsunuz ki, ekonomi olarak EFENDİLERİNİZİN cebine girene çıkana bakar olmuşsunuz. Buna alıştığınız için de aksini düşünemiyorsunuz, bir kölenin özgürlüğü aklının ucuna getiremediği gibi. Bugun bu ülkede zenginleşen sadece en zengin %1-2, onların zenginliği üzerinden koskoca ülkenin kalkınmışkığını yada zenginliğini konuşuyoruz. Kişi başı düşen milli gelir 13bin fln deniyor, gelir dağılımı o kadar dengesiz ki ülkenin en zengin %1 lik kesimini hesaptan çıkarttığın anda ortalama gelir 4-5bin seviyelerine düşüyor. Matematiğin biraz olsun varsa demek istediklerimi anlayacaksındır.

    Bugun ülke ekonomisi krizlerden etkilenmiyor diyorsun, hocam doğru düzgün sanayimiz bile yok, inşaat üzerine kurulu ve büyüyen bir ekonomiden bahsediyoruz. Bu devletin milletin toprakları ona buna öylesine peşkeş çekilip buralarda ranta dayalı büyük inşaatlar yapılıyorki bu rantın gölgesinde yaşanan kriz, körfez sermayesiyle günü kurtarıyor. Ama hocam şunu unutma, bu ülkenin ekonomisi göz boyamadan ibaret, rakam oyunlarından ibaret, üreterek büyüyen bir ülke değilz, cari açığımızın geldiği noktaya bir bak istersen, öylesine bir rant varki gelen yabancı sermaye yatırım yapmaya, ülkeyi kalkındırmaya değil, ülkeyi soymaya, rantı yemeye geliyor ve buda çok ciddi cari açığa sebep oluyor, bara birimin değerli olsa ne yazar hergün ülkenden milyarlarca dolar sömürü yapıldıktan sonra, resmen kanımızı emiyorlar. Yarın öbürgün bu patlayacak, çünkü sürdürülebilir değil, o zmn varya o ecevite ettiğiniz küfürün mislini ediyor olarak bulacaksınız kendinizi. Ama son pişmanlık fayda etmeyecek.
     
  4. YOLCu

    YOLCu Asistan

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    310
    Beğenilen Mesajları:
    150
    @tambjk, kusura bakma abim ama, sade sen değil, hepimiz hep aynı hatayı işliyoruz. ideolojik çerçeveden bakıyor, sadece görmek istediklerimizi görüyoruz. şahsen ben, RTE dönemi için onlarca muhalif olduğum konu varken, burada sanki bütünüyle kutsamış gibi yazıyorum. bilmiyorum belki de, sizin sürekli tek taraflı yorumlarınıza bir reaksiyon olarak böyle yazıyorumdur insiyaki olarak. muhalif olduğum onca konu derken, bunu çoğunlukla SDN konularında, muhtelif zamanlarda da burada yazmışımdır. ne ki siz ve sizin gibi ideolojik gözlüklü hiçbir arkadaştan bu tavrı görmedim.

    kıbrıs diyorsunuz, ama o konuda Erbakan merhumun yırtıcı tavrını hiç hatırlamıyorsunuz, sanayimiz yok derken biz başka bir ülkede mi yaşıyoruz diye şaşırıyorum bu görmezliğinize... cari açık derken dünya üzerinde belki birkaç ülkenin sorunu yoktur, bunun haricinde başta amerika olmak üzre bütün ülkelerin en müzmin sorunudur bu, sade Türkiyeye has bişey değil ki... alevi kesim konusunda geçmişte çok şey yaşandı bu ülkede, gerek adalet bakanlığı gerek muhtelif devlet kadrolarındaki mezhepsel yapılanmanın boyutlarını hatırladığımızda yapılan fişlemenin dağdaki çobanını, çiftçisini değil, tıpkı bugünkü paralel yapı örgütlenmesine karşı olduğu gibi bir refleks olduğunu kabul etmek gerek.

    neyse, konu uzayıp gider, gecenin bu faslında yeter diyorum. zaten çözebileceğimiz bir şey de olmayacağına göre daha fazla uzatmanın da bir anlamı olmasa gerek.
     
  5. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Hocam hadi ben o hatayı işliyorum ama durum şöyleki neredeyse gazetelerin tamamı, hele birde kraldan fazla kralcı yalaka gazeteler varki orada tek satır eleştiri görmek mümkün değil, televizyonların büyük çoğunluğu dediğin gibi akp yi öylesine kutsuyor ve sadece tek taraflı propaganda yapıyor ki, bu devirde senin benim övgüde bulunmamın kimseye bir faydası olamaz, ama gel gelelip, bu iktidarın çığ gibi büyüyüen yanlışları konusunda anadolu insanının büyük çoğunluğunun haberi bile olamıyor, düzen öyle bir kurulmuşki bu adam hiçbir şekilde gerçekleri doğruları öğrenemiyor. İşte bu nedenledir ki muhalefetin sesini duyurabilmesi için dikkat çekebilmesi için daha yırtıcı olması gerekiyor.

    Sanayimiz yok dediğim şudur, elbette 3.dünya ülkeleri ile kıyaslanamayız, üretiyoruz ama özellikle son 12 yıllık büyümemiz üretim üzerine kurulu sanayi üzerine kurulu bir büyüme değil, inşaat üzerine kurulu bir büyüme. İnşa edilen betonlar ve bu betonlara harcanan hem alıcının hem satıcının ödediği paraların ileriki vadede sanayiye ve istihdama hiçbir faydası olamaz, dış ticaret açığımızı kapamayaz, aksine borçluluk esasına dayanır ve kişileri ve kurumları bankalara esir eder.

    Cari açığı hemen hemen her ülke veriyor, mesele verilen miktarın büyüklüğü, gsmh'a oranı burada anlamlıdır, bizim oranımız çok yüksek, kazandığın 5 lira mal gönderip 10 mile mal almak ile 50 lira mal gönderip 55 lira mal almak aynı şeyler değil. Üstelik biz bu cari açığın finansmanını özelleştirme ile kurum ve toprak satarak, bide körfezten sermaye getirterek kapatıyoruz, çok ciddi bir kumar ve tükeniyoruz.

    Hocam en basitinden bilmemnereye bilmemkim atanırken mi bile mit fişliyor kurumlar fişliyor alevi diye adamın hayatı kaydırılıyor, özellikle akp'Nin en önem verdiği istihbarat, yargı ve eğitim kurumlarındaki kadrolaşma projelerinde en hassas oldukları durum bu, bu fişlemeler atamaların temelini oluşturuyor.
     

Sayfayı Paylaş