Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

Allah Huzurunda Kadın ve Erkek Eşittir.

Konu, 'Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi' kısmında halukgta tarafından paylaşıldı.

  1. halukgta

    halukgta Misafir

    Bugünlerde tartışılan bir konu var. “Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, o fıtrata terstir" deniyor. Tabi bunu söyleyenler dini ön plana çıkartarak söylüyor. Gelin bu konuyu Kur’an dan araştıralım. Acaba Allah huzurunda, kadın ve erkek eşit değil mi? Yoksa bu konuyu saptırarak, İslam dinine zarar verenler mi var?

    Hucurat 13: Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. ALLAH KATINDA EN DEĞERLİ OLANINIZ, O’NA KARŞI GELMEKTEN EN ÇOK SAKINANINIZDIR. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

    Ayete baktığımızda Yaradan, benim katımda en değerliniz, bana karşı gelmekten en çok sakınanızdır, yani en güzel amel işleyeninizdir dediği halde, bizler kadın ve erkeğin nasıl olur da eşit olmasını, fıtrata ters görürüz. Bizler hurafe inançlarımızın etkisiyle, her zaman kadınları ikinci sınıf bir insan görme yanlışını, ne yazık ki yaptık. Bunun nedeni Kur’an ı terk ederek batılı, hurafe ve sanı bilgileri, din zannetmemiz büyük etken olmuştur.

    Ne yazık ki bizler eşitlik dendiğinde, güç-kuvvet, şekilsel dış görünüş anlamışız ve mukayeseyi bu mantıkla yapıyoruz. Çünkü Kur’an ı anlamaya çalışmamışız da ondan. Bir insanın Allah katında ki değeri, inancında güçlü olması, TAKVASI ile doğru orantılıdır. Yani Allah katında güçlü olan, bedenen güçlü olan değil, Allah dan en çok sakınan dır. Kadını ve erkeği belki güç ve kuvvette eşit konuma getiremeyiz, ama ALLAH KATINDA KADINDA, ERKEKTE EŞİTTİR. Önemli olanda bu değil mi zaten. Eğer güç, kuvvet Allah katında eşitliğin ölçüsü olsaydı, sanırım boksör ve dövüş sanatı mensupları birçok erkekten, Allah katında ön planda olurdu. İslam ı böyle mantık dışı konumlara getirmek ve mantığın, aklın kabul edemeyeceği ölçüleri dine nispet etmek, İslam a yapılacak en büyük kötülüktür.

    Ne yazık ki kadının, erkekle eşit olmadığını, fıtrata aykırı olduğunu söyleyen ve bu topluma dikte ettiren zihniyet, kadını bu toplumda ikinci sınıf bir insan yapmıştır. Bakın batıl inancın baskısı ne boyutlarda. Elbette bunlara inanan düşünce, kadını erkekle eşit görmez.

    1.Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, erkeklerin kadınlar üzerinde olan haklarından dolayı kadınların erkeklere secde etmelerini emrederdim. Tirmizi, Rada, 10/1159; Ebu Davud, Nikah 40/2140 Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 76; İbn Mace, Nikah 4/1852

    2.Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz. İbni Hacer El Heytemi 2/121 Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 239

    3.Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz. Hafız Zehebi Büyük Günahlar Sayfa 187

    4.Kadınların dinleri ve akılları eksiktir. Sahihi Buhari

    5.Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir. Sahihi Buhari.

    Tüm bu iftiralara inana bir insan, elbette kadını ve erkeği eşit görmeyecektir. Yine Allah katında erkeğin ve kadının nasıl eşit olduğuna Kur’an dan bakmaya devam edelim.

    Nisa 124: Mümin olarak, erkek veya kadın, HER KİM SALİH AMELLER İŞLERSE, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.

    Kur’an a iman ettiğini söyleyen bir insan, kadının ve erkeğin Allah katında eşit olduğunu çok açık bilir. Bizler bu dünyada imtihan için bulunuyoruz. Ölçümüz ve değerlendirmemiz Allah ın bizlere verdiği değer ölçüsüdür. Hiç birimiz bir diğerinden üstün değildir. Üstünlük Allah a karşı TAKVAMIZDA, yani onun rızasını kazanma yarışındadır.

    Tevbe suresi 71. ayetinde mümin erkekle, mümin kadınlar BİRBİRİNİN DOSTLARIDIR DER. Çünkü kadın ve erkek bir birinin tamamlayıcısıdır. BİRBİRİNİN DOSTU OLAN, NASIL BİR DİĞERİ İLE EŞİT OLMAZ. Yine Bakara 187. ayette, ONLAR SİZİN İÇİN BİRER ELBİSE, SİZ DE ONLAR İÇİN BİRER ELBİSESİNİZ DER. Yani her ikisi bir bütünün parçasıdır. Birbirine üstünlükleri asla yoktur.

    Bir şeyi kıyas edebilmemiz için, aynı koşullarda olması gerekir. KADIN VE ERKEĞİN YARADILIŞ GAYESİ FARKLI, NASIL OLURDA İKİSİNİ MUKAYESE EDİP, BİR DİĞERİNE EŞİT DEĞİL DERİZ. Size sorsam ve desem ki, HAVA ve SU arasında kıyas yapsanız, hangisi daha çok değerlidir, diğerinden üstündür desem, ne dersiniz? Böyle kıyas mı olur, hava ve su birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Birbirine üstünlüğü söz konusu olamaz dersiniz. İşte erkek ve kadın arasında da asla bir kıyas yaparak, biri diğerinden üstün diyemeyiz.

    Gelelim erkeğin kadın ile çalışma hayatındaki farkına. Elbette bu fark zaten çok açık bellidir. Erkek yaratıldığı yapısı ve yaşamdaki iş bölümü gereği, daha güçlü yapıdadır. Onun içinde ailede çalışma para kazanma, geçimi sağlama görevi erkeğe verilmiştir. Tabi bu değildir ki kadın çalışamaz. Böyle bir yasak asla konmamıştır. Elbette çalışır ama bu kadının kendi iradesi ile olur. Kadınında farklı görevi vardır aile içinde. Bunları zaten hepimiz biliyoruz. Erkek ve kadına Allah ın verdiği sorumluluklar, hiç birisine üstünlük sağlamaz. Her biri üstüne düşen görevlerden sorumludur.

    Peki, tüm bu bedeni farklılıkları öne sürerek, kadın erkekle fıtrat yani yaradılış gereği eşit değildir dememiz, ne kadar doğru olur. Eşitlik değerlendirmesini kim yapabilir biz yaratılmışların üzerinde? Yalnız Allah yapabilir. ALLAH BENİN NAZARIMDA EŞİTSİNİZ DİYOR ve bu dünyada kadına ve erkeğe iş bölümü, görev dağılımı yapıyor. Bakın Allah yine hiçbir ayrım yapmadan ne diyor.

    Nahl 97: ERKEK VEYA KADIN, MÜMİN OLARAK KİM İYİ AMEL İŞLERSE, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.

    İşte Allah ın kadın ve erkek arasındaki değer yargısı. Kim olursanız olun, ister erkek, ister kadın, huzuruma gelirken bu dünyada iyilik, güzellikler yaparak gelmelidir diyor. Allah kadını ve erkeği fıtrat, yani yaradılış gereği kendi katında eşit kabul ettiği halde, bizim içimizden bazıları kendi arasında, kadını erkekle eşit görmüyorsa, bu elbette onların sorunudur. Kendi yaşantılarında kadını eşit göremeyenler, Allah ın kurulmasını istediği adaletli bir düzeni de, elbette kuramayacaklardır. Allah ın önerdiği düzeni kuramayanlar, ne huzuru nede mutluluğu bulmaları, mümkün de olmayacaktır. Sizlere son bir ayet daha hatırlatmak istiyorum.

    Nisa 32: Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri hasretle arzu etmeyiniz. ERKEKLERİN DE KAZANDIKLARINDAN BİR PAYLARI VAR, KADINLARIN DA KAZANDIKLARINDAN BİR PAYLARI VAR. Allah'ın lütfunu isteyiniz. Şüphesiz Allah, her şeyi bilmektedir.

    Sizce Yaradan bu ayetle, bizlere ne anlatıyor? İster erkek olalım, ister kadın olalım. Hepimizin birbirinden farklı yanlarımız olabilir. Bu farklılıklarımızın da bizlere getirdiği çok farklı özelliklerimiz de olabilir. Hatta bu farklılık bizleri özendirebilir. Bu farklılıkları dikkate almayın, özenmeyin diyor Allah. Çünkü ben farklı oluşunuza bakmam. Erkeklerin kendine has özellikleri ile kazandıkları kendilerine, kadınlarında kendine has özellikleriyle kazandıklarından kendilerine bir pay var diyor Rabbimiz. Yani ben sizlere gücünüz nispetinde sorumluluklar verdim diyor. Yaradan bu ayetiyle, aile içinde kadına ve erkeğe verdiği görev ve sorumluluklarını hatırlatıyor ve diyor ki, HERKES KENDİ GÖREVLERİNDEN SORUMLUDUR.

    Son olarak şunu söylemek isterim. Kadın ve erkeğin fiziksel yapısında, elbette eşit olduğunu söyleyemeyiz. EŞİT OLMAMASININ NEDENİ, ALDIĞI GÖREV VE SORUMLULUKLA İLGİLİDİR. Ama bunun eşit olmaması, bizlerin yaşamında eşit şartlarda olmadığımızı asla göstermez. Bu dünyada işlediğimiz suçlarda, hâkim karşısında nasıl erkek ve kadın eşit tutuluyorsa, Allah katında da erkek ve kadın eşittir. Eşitsizlik, bizlerin kendi nefislerimiz de yarattığı adaletsiz, batıl ve hurafe inancımızdan gelmektedir. Lütfen bu yanlış inançlardan kurtulalım ki, huzurlu ve adaletli bir toplum olalım.

    Saygılarımla
    Haluk GÜMÜŞTABAK
     
  2. murat

    murat Administrator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    2 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.680
    Beğenilen Mesajları:
    616
    Yazıda kaynak belirtilmemiş ama eğer yazı size ait ise bende bu konuda bi kaç bişey söylemek isterim.. Yazınızın tamamını okumadım baştan biraz ve son pragrafı okudum.. Katılmadığım yönleri sıralayaym..

    Birincisi dinimiz islamiyeti Kuran ı Kerim den ayetleri okuyarak veya alıntı yaparak öğrenemeyiz.. Yani bi yazı bu konuda Kuran ı Kerim ne diyor diye başlıyorsa şahsen ben kendi adıma o yazıyı okumak istemem.. Çünkü Kuran ı Kerim tabiri caiz ise bi ana yasadır yani Kuran ı Kerim sadece genel hükümleri içerir. Biz o genel hükümlere göre amel edersek %1000 sapıtırız.. Kuran ı Kerimdeki her ayetin çok geniş tefsiri geniş bi açılımı vardır. İşte o tefsiride bizler değil Peygamber efendimiz yapmıştır ve ehli sünnet alimleri de fıkıh ve ilmihal kitaplarıyla bizim seviyemize bizim anlayabileceğimiz şekle indirmişlerdir. Yani bizler din konusunda direk Kuran ı Kerime değil fıkıh kitaplarına da değil çünkü bize o kitaplarda ağır gelir İLMİHAL kitaplarına başvurmalıyız..

    İkinci olarakta konunun asıl özüne gelirsek dinimize göre benim okuyup araştırdığım bilgilerime göre kadın erkek hiç bi şekilde EŞİT DEĞİLDİR. Eşitlik söz konusu bile değildir. Sadece adalet vardır. Kadın hakları ayrıdır erkek hakları ayrıdır ve her iki tarafa da adaletle muamele edilir.. Her konuda kadın erkek eşitliği yoktur..
     
  3. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    "
    4.Kadınların dinleri ve akılları eksiktir. Sahihi Buhari

    5.Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir. Sahihi Buhari."

    :)

    bu gta denen kişinin Arapça seviyesini ve dini ilimlerle alakasını merak ediyorum. yazılarının reklamını yapıyor sanki. adamı aratın birşeyler çıkacak karşınıza zaten.
     
  4. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158

    Çok büyük ve tehlikeli bir itham bu, alenen hakaret ediyorsun. Heleki kurandan sorumlu tutulacağımıza, herkesin anlayabilmesi için apaçık ayetlerin indirildiği , bu ayetleri inkar edenlerin zalim olduğu belirtilmesine rağmen.

    İslamiyette ruhban sınıfı yoktur, peygamber bile ben Allah'ın elçisiyim der, Allah ise kul ile arasına kimeyi kabul etmezken, sen kalkıp sıradan insanların kuranı anlayamayacağını ve kurandan ziyade fıkıh ve ilmihal kitaplarına başvurmamız gerektirdiğini söylüyor olman, araya bir ruhban sınıfı sokuşturman bence asıl sapkınlıktır.
     
    Son düzenleme: 3 Aralık 2014
  5. murat

    murat Administrator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    2 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.680
    Beğenilen Mesajları:
    616
    @tambjk Tehlike filan yok. Şöyle düşünelim bak mesela hukukta davalar olaylar anayasaya göre değerlendirilmez. Anayasayı açıklayan maddeler fıkralar bendler vardır. Direk anayasaya göre hüküm verilirse o hüküm kesinlikle yanlış olur.. İşte Kuran ı Kerimde böyledir. Mesela namaz kıl buyruluyor ama namazın nasıl kılınacağıyla ilgili detaylar yoktur. Yani Kuran detaylara girmez sadece genel hükümleri içerir. Mesela riba (faiz) haramdır buyruluyor ama islam alimleri 72 çeşit faiz anlatmış.. Faizin haram olduğunu Kuran dan anlamaya çalışırsak faizin nasıl ne şekilde haram olduğunu neyin ne şekilde faiz olduğunu asla anlayamayız.. İşte anlayamayacağımız için de Allahü teala Peygamber efendimizi aleyhisselam ve peygamber efendimizin varisleri müctehid imamları ve de ehli sünnet alimlerini göndermiştir.

    Aksi halde kendi aklımızla doğruyu bulmak çok zor bi noktaya kadar gidersin ondan sonra tıkanır kalırsın.
     
  6. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    @murat bu şekilde izah etmek başka -ki yine itiraz edeceğim bazı noktalara- kurana göre amel edersek %1000 sapıtırız gibi genel kesin hükümler vermek başka. Yanlış bir cümle kurduğunu düşünmekteyim.

    İtirazıma gelecek olursak; Kuran bir anayasa, alimlerin yorumları ve fetvaları da yasadır dersen de yine bir ruhban sınıf yaratmış olursun. Buradaki verdiğin sadece hadislerin önemini ortaya koyar ki hadisler islam alimlerinin yorumları değildir. Bu örnekler, dini öğrenmek isteyen bir insan için, islam alimlerinin fıkıh ve ilmihal kitaplarının kuran dan öncelikli bir kaynak olarak sunmana sebep olamaz . Ne kuran sadece anayasadır, nede alimlerin fetvaları yasadır. Eğer illa bir benzetme yapacaksak alimlerin büyük çoğunluğuna en fazla arzuhalci rolü biçebiliriz.

    Bu alimler muhakkak kıymetli insanlardır ama bu derece önem gösterilmesinin hatta kitaplarının kurandan öncelikli daha anlaşılabilir ve islamı daha iyi anlatan bir kaynak olarak sunulmasının -yanlış bir biçimde- tek sebebi insanların cehaleti, okuyup anlama özürlülüğünden, tembelliğinden kaynaklanmaktadır. İşin birde siyasi boyutu vardır, insanları cahil bırakırsan, herşeyin hazırını vererek tembelleştirirsen yönetmek ve kontrol etmek o derece kolaylaşır, onları müridleşip peşine taktığın zaman çok ciddi bir siyasi güç elde etmiş olursun. Elbette bu işi Allah rızası için yapanlar da vardır ama yanlış örnekler o kadar fazla ki.. Bugun islam dünyası bu kadar paramparçaysa, sürekli birbirini boğazlıyorsa bu işin sorumlularından biride bu mezhepsel bölünmeyi yaratan alimlerdir.

    Faiz örneğine gelecek olursak kafası azçok çalışan bir insan sadece faiz'in yasak olduğunu değil de mantıksal olarak faiz'in ne olduğunu ve neden yasak olduğunu biliyor ise islam alimi yorumuna gerek olmadan kendi çıkarsamalarıyla ne tür uygulamaların faiz kapsamına girip yasak olabileceği sonucuna ulaşabilir. İslam sadece iman eden mümin öngörmez, düşünen okuyan anlayan analiz edebilen mümin öngörür. . İslamiyetin getirdiği akıl mantık ve düşünce sistemi içerisinde dini bilen bir insan alime gerek duymadan bu yorumda bulunabilir fakat bu insanlar cahil bırakıldıklarından ötürü, sebep sonuç neden nasıl ilişkilerini çözümleyebilecek yetkinlikten ve yeterlilikten mahrum bırakıldığı için temel emir cümlelerinin ötesinde herhangi bir zihinsel aktivite ve jimnastik yapamayıp çözümlemeler analizlerde bulunamaz hale getirilmiştir. İşte bu hale getirilmiş bir islam toplumda faizi çeşitlendirebilecek aklı başındaki herhangi bir insan alim muamelesi görmektedir. Kaldıki ayetlerde defalarca kez geçmektedir, herkesin anlayabilmesi için kolay kılındığı ve apaçık olduğu. Ama bu çarpıklık öyle bir hale gelmiştir ki insanlar kolaycılıktan tembellikten cahillikten en ufak sorularının cevabını dahi açıp kaynağından okuyup anlamak öğrenmek yerine çıkıp hocalardan cevap istemektedirler. Yok denize girmek orucu bozarmı vs vs bu denli saçma sapan sorular ile islam dünyasının hala boğuşuyor ve ortalama bir müslümanın bu seviyede oluşu de bunun sonucudur tabi aynı zamanda da sebebidir.
     
  7. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    ruhban sınıfı nedir önce onu bi çözün siz.
     
  8. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Adına ulema şeyh vs deyince sınıfsal gerçekliği ortadan kaybolmuyor.
     
  9. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    adına ne dersen de. bir dinin uleması ile ruhbanı arasındaki farkı bilmiyorsak napacaz? sınıfsal gerçeklikmiş...
     
  10. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Konumuz bu sınıfın adlandırılması yada aralarındaki farklar değil. Sen işine geldiği için sadece cımbız ile o kısmını çekip almışsın, yoksa benim ne demek istediğim gayet açık, söylenenleri anlayabileceğin seviyeye indirgemesi için illa birine mi danışman gerek.
     
  11. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    işime geldiği değil. murat abi birşeyler izah ediyor. sen o kesime ruhban diyorsun. geriye de birşey bırakmıyorsun. adam gayet mantıklı bir şekilde izah ediyor.

    İslam da ruhbanlık var mıdır? Yüce Allah her peygamber gönderdiğinde, bir kısım ruhbanlar (bizim ilahiyatçılar dahil) peygamber sözlerine ekleme ve çıkarma yaparlar ve din yara alır. | Sorularla İslamiyet

    Ruhbân Nedir? İslamda Ruhbanlık

    murat abinin ilk dediği kısımda, örneğin Kuran'da müteşabihler vardır. Buyur anla ve amel et edebiliyorsan. Birçok alim, ki çekirdeğe en yakın zamanlardakiler dahi, farklı yorumlarda bulunmuşlardır. Biz olmayan dilimizle olmayan dini bilgimizile, okuduğumuza göre direk ne hüküm verebiliriz ve ne bir söz söyleyebiliriz. Demeye çalışıtğı nokta kanımca bu.

    Benim takıldığım nokta senin o kadar alime ruhban muamelesi yapar gibi bir tavrının olması.

    Bir yandan alimler iyidir güzeldir deyip, cahil bırakıp mürid edinip siyasi güç kazanır diyorsun. Ortaçağ kilisesi sanki...Oradan da mezhepsel bölünme. Konuşulan konu ameli mezheplerle alakalı iken bir anda itikadi mezheplere ve başka yerlere kayıyor.
     
  12. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Benim itirazımın temeli murat'ın alıntıladığım ilgili cümlesi.

    Sonrasında ise o cümlenin altında yatan düşünce dünyasına kendimce açıklık getirdim ve zararlarından bahsettim.
     

Sayfayı Paylaş