Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

Ahmet Davutoğlu'na tane tane anlatıyorum

Konu, 'Beğenilen Köşe Yazıları' kısmında tambjk tarafından paylaşıldı.

  1. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Ahmet Davutoğlu'na tane tane anlatıyorum

    SAYIN Ahmet Davutoğlu...
    Sayın Başbakan...
    Diyorsunuz ki:
    "Bir ateistin dahi din kültürü bilgisi olmalı."



    *



    Doğru diyorsunuz, güzel diyorsunuz Sayın Başbakan.
    İnanıp inanmamak ayrı şeydir, bilmek ayrı şeydir.
    Tabii ki herkes "din kültürü" bilgisine sahip olmalı.
    Tabii ki okullarda "din kültürü" bilgisi verilmeli.



    *



    Fakat Sayın Başbakan...
    Lütfen elinizi vicdanınıza koyup da söyleyin:
    Bugün Türkiye'de okullarda okutulan "din kültürü" derslerinde öğrencilere "din kültürü bilgisi" mi veriliyor, yoksa "İslami din eğitimi" mi veriliyor?



    *



    Sayın Başbakan...
    Siz de çok iyi biliyorsunuz ki...
    Bizde "din kültürü" adı altında "İslami eğitim dersi" verilmektedir.



    *



    Gayrimüslim çocukları da, ateist çocukları da, İslam'ın farklı bir yorumu olan Aleviliği benimseyenlerin çocukları da, isteyenlerin çocukları da, istemeyenlerin çocukları da...
    "İslami eğitim dersi" almaktadırlar.
    Zorunlu olarak.



    *



    Sayın Başbakan.
    Bu bir zulümdür.
    Bu bir haksızlıktır.
    Bu bir demokrasi ihlalidir.



    *



    Sayın Başbakan...
    Size düşen 12 Eylül generallerinin uygulamaya soktukları bu garabeti yıkmaktır.
    Bu garabeti yıkmak...
    İnsanlığınızın da, demokratlığınızın da, hatta Müslümanlığınızın da bir gereğidir.



    *



    Sayın Başbakan...
    Lütfen bu zulme son verin.
    Ve şu üç somut adımı atın:
    -BİR: Din kültürü dersini amacına uygun hale getirin.
    -İKİ: İsteyenlerin "İslami din eğitimi" dersi alabileceği bir düzenlemeyi hayata geçirin ki bu alanda düzenlemeler büyük ölçüde yapıldı.
    -ÜÇ: İstemeyenlere "zorunlu İslami din eğitimi" dersi verme uygulamasına son verin.




    Erdoğan ile Davutoğlu: Bu hep böyle gider mi?




    CUMHURBAŞKANI Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu arasında...
    -Dış politika alanında...
    -Paralel'le mücadele kararlılığında...
    -17 Aralık'ı "darbe girişimi" olarak görmekte...
    -Gezi'yi "darbe girişimi" diye görmekte...
    Belirgin bir fark yok.



    *



    Yani iki isim, temel meselelerde tam bir fikir birliği içinde.



    *



    Ancak şöyle bir durum var:
    Cumhurbaşkanı Erdoğan...
    -Her gün konuştukça...
    -Her alana mutlak hâkim olduğu duygusunu yaydıkça...
    -Kendi tarzının hâlâ en egemen ve en belirleyici tarz olduğunu hissettirdikçe...
    -Politikaların oluşturulmasında en yetkili ismin kendisi olduğunu düşündürttükçe...
    Başbakan Davutoğlu'nun...
    Kendi tarzını, kendi üslubunu, kendi farkını ortaya koyması zorlaşıyor.



    *



    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın baskın tarzı ve kişiliği, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kendini gerçekleştirebilmesinin önündeki en önemli engel.



    *



    Bu sorun, daha ilk günlerde ortaya çıkmış durumda.
    İşte bir örnek:
    Başbakan Davutoğlu muhalefete dedi ki:
    "Sayın Cumhurbaşkanı ile uğraşmayı bir tarafa bırakın, artık sizin muhatabınız benim."
    Ne oldu bu açıklamanın hemen ardından?
    Şu oldu:
    Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayır hayır... Siz bakmayın Davutoğlu'na... Sizin muhatabınız benim... Her şey eskisi gibi... İşte bakın: Her şeyi belirlemeye ve her şeyi söylemeye devam ediyorum..." dercesine bir tutum aldı.



    *



    Ahmet Davutoğlu ilk günlerin acemiliği ve kendisini o makama getiren Erdoğan'a duyduğu minnet hisleri nedeniyle...
    Bugün için bu durumu sorun etmiyormuş gibi görünüyor.



    *



    Ancak çok kısa bir süre içinde...
    Ahmet Davutoğlu bir seçim yapmak zorunda kalacak:
    -Ya Erdoğan'ın mutlak egemenliğine ve mutlak liderliğine bağlılığı temel bir veri olarak alıp kendisini gerçekleştirme çabası içine girmeyecek.
    -Ya da "Ben kendi tarzımı ülkeye egemen kılamayacaksam ne diye başbakan oldum ki" duygusuna kapılıp ufaktan "yetti gayri" çekecek.



    *



    Meraklanmayın:
    Ahmet Davutoğlu'nun hangi yolu seçtiğini hepimiz en az üç vakte kadar anlamış oluruz.




    Hâkim ve savcılar kaç parçaya ayrıldı?



    YAKLAŞIK 14 bin hâkim ve savcı, 12 Ekim'de HSYK üyelerini belirlemek amacıyla sandık başında oy kullanacak. Propaganda çalışmaları bütün hızıyla sürüyor. Adaylar kıran kırana bir yarışın içindeler.



    *



    Seçim yarışında "dört farklı grup" dikkat çekiyor.
    İşte o gruplar:



    *



    -BİRİNCİ GRUP: "Yargıda Birlik" adıyla örgütlenmiş durumdalar... Hükümete yakın grup bu... Ama içlerinde Ülkücüler de var... Hatta bazı Alevi yargıç ve savcılar da bu grubun içinde... Bir tür "ittifak" var yani... Grubun temel amacı: "Paralel Yapı"yı yargıda bitirmek...



    *



    -İKİNCİ GRUP: Solcu ve ulusalcı hâkim ve savcılar... YARSAV ve Yargıçlar Sendikası çatısı altında toplanan yargıç ve savcılar bu grupta yer alıyorlar... HSYK seçimine asılıyorlar... Amaçlarını şöyle ifade ediyorlar: Cemaat yargısından kaçarken hükümet yargısına tutulmayalım.



    *



    -ÜÇÜNCÜ GRUP: Cemaatçi hâkim ve savcılar... Bu grup esrarengiz bir grup... Bir listeyle ortaya çıkmış değiller... Sayıları belirsiz, ne yapacakları belirsiz... Sayılarının üç bin civarında olduğu söyleniyor... Amaçları şu: "Yargıda Birlik Platformu"nun kazanmasını engellemek...



    *



    -DÖRDÜNCÜ GRUP: Seçime herhangi bir listeden ya da gruptan değil de bireysel olarak girenler de var... İşte bu isimler de bu grubu oluşturuyorlar... Mesela seçime bağımsız giren HSYK Üyesi İbrahim Okur bu isimlerden biri... Mesela "Demokrat Yargı Derneği" adına seçime katılan Kemal Şahin de bu isimlerden biri.




    BDDK'nın başına da Erdoğan mı geçti?



    KONUMUZ: Bank Asya.



    *



    -Başbakan Davutoğlu şöyle diyor: "Kurallar bellidir, değerlendirme görevi başta BDDK olmak üzere kurumların görevidir."
    -Başbakan Yardımcısı Babacan şöyle diyor: "Bankacılıkla ilgili tüm bilgiler yetkili kuruluşlardan alınır."
    -Maliye Bakanı Şimşek şöyle diyor: "Sorumlu kurum BDDK'dır, sadece onlar açıklama yapabilir."
    Yani üçü de diyor ki:
    Tek yetkili BDDK, tek sorumlu BDDK.



    *



    Daha bu açıklamaların mürekkebi kurumadan Cumhurbaşkanı Erdoğan ne dedi?
    Şunu dedi: "O banka zaten battı."



    *



    Davutoğlu, Babacan ve Şimşek'e soruyorum:
    Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı zamanda BDDK Başkanı oldu da bizim mi haberimiz olmadı?

    Ahmet Hakan | Ahmet Davutoğlu'na tane tane anlatıyorum
     
  2. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.835
    Beğenilen Mesajları:
    834
    gene edebiyat.
     
  3. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    gene itibarsızlaştırma çabası
     
  4. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.835
    Beğenilen Mesajları:
    834
    gene aynı terane.
     
  5. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    aynen, şu teraneyi değiştir artık dombra eşliğinde hülüğğğ de hüloğğğ dan fenalık getirdin :)
     
  6. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.835
    Beğenilen Mesajları:
    834
    :) sen hala koyun say milleti. hala kafasını kaldırmayan, otlanan, bişeyden habersiz say.
     
  7. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    mağdurum da mağdurum :) Yahu her sıkıştığınızda, çaresiz kaldığınızda bu edebiyata sığınma ucuzluğunu ne zmn bırakacaksınız. Ben ne diyorum sen ne diyorsun.

    Dışarıdan gözükeni söyleyim, halk adına atıp tutuyorsun, millet edebiyatı yapıyorsun, sonra en ufak bir yanlışta savunma hattını onların arkasında kurup, sığınıp saklanma, onları öne sürme kolaycılığına, populistliğine başvuruyorsun.


    Eğer haksızsam beni yanılt, hergün burada haberler paylaşıyorum, bu ülkedeki yanlışlarla ilgili, halkımızın bu konularda bilgili ve hassasiyet paylaştığını, doğa, insan hayatı, hukuksuzluklar üzerine düşünüp daha iyisi için çabaladığını bu konuda bir motivasyonu olduğunu söyleyebilir misin? Ben göremiyorum ne yazık ki.

    Bu konudaki habere geleceksek, eğer bir itirazın varsa belirt, savunmanı yap, ama diyecek birşeyin yoksa da uzatma, konuyu başka noktalara çekip bulandırma lütfen :)
    --- İki Mesaj Birleştirildi, 19 Eylül 2014, ilk mesajın tarihi: 19 Eylül 2014 ---
    Eğer bu millete bu kadar değer veriyorsan, hergün 10larca 100lercesi ölürken neredesin? 3 kuruşa köle gibi çalıştırılırken neredesin? Hakları yenilirken, gaspedilirken neredesin? Patronlara uşaklık yapmaya mecbur bırakılıp, karnının doyurmak adına onurları ayakları altına alınırken neredesin? Eğitimsiz bırakıp cehalete mahkum edilirken neredesin? Bu vatanın milletin gerçek emektarları, çalışanları olmalarına rağmen, karın tokluğuna yaşarlarken , bütün herşeyin nimetinden patronları efendileri nemalanırken neredesin?

    Ben nerede olduğunu söyleyim, bu halk bu millet, müteahitler tarafından iş adamları tarafından güçlüler tarafından sömürülürken, bu uğurda birilerine imtiyazlar sağlanıp rant uğruna doğa ve çevre katledilirken, protokol tribününden onları alkışlamakla meşgulsun :)

    Burada ezen ve ezilen var, bu sınıf mücadelesinde ezilen populistliği yapıp, ezenlerin menfaatlerini korumakla meşgulsun.

    Aksini iddia ediyorsan hiç inandırıcı değilsin.

    Sen bu sömürü düzenin savunucusun, eğer bir edebiyat varsa bu da sizin vatan millet sakarya din iman edebiyatınızdır.
     
  8. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.835
    Beğenilen Mesajları:
    834
    istediğimi söylerim abicim. senin yaptığın gibi. hiç inandırıcı değilsiniz. böyle güzel süslü cümlelerin arkasına sığınıp. hak hukuk adına, işçi adına, artık ne bulursanız onun adına elinizden geleni söylüyorsunuz. bu zihniyetin hakimiyetini hükümetini gördü millet. yemezler abi artık. heleki tüm edebiyatınız karalama üzerineyken.
     
    black bunu beğendi.
  9. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    bu ülkede işçi ve halk ne zmn gerçekten hakimiyet sürdü, hükümet oldu? hangi iktidar sermayenin patronların çıkarlarından ziyade halkın çıkarlarını ön plana koydu? sen neyden bahsediyorsun ya. yahu şunu kafanıza sokun artık, bu ülkeden önceki hükümetlerin iktidarların neredeyse tamamı SİZİN ZİHNİYETİNİZİN eseri, bugun akp yi iktidara getiren taban, dün başımıza diğer partileri getirdi, yıllarca onların taraf olduğu vahşi kapitalist düzen tarafından sömürüldü, talan edildi.

    yemezlermiymiş memezlermiymiş millet görmüymüş. yazdıklarıma cevap bulamayınca, möllöt gördü, öyönö bözdö vs vs boş dayanaksız lafların arkasına sığınmayın. Yarın öbürgün millet bu sömürü düzenini ve temsilcilerini de görecektir, bunun bir sonu yok. Eğer seçim sonuçlarını millet gördü diye yorumlayacaksak saddamın, esadın, sisinin, kenan evrenin oylarını gördü bu millet.

    ne hukuktan düzeninden tarafsınız, ne çağdaş eğitim sisteminden, ne özgürlükten tarafsınız ne demokrasiden, ne işçiden tarafsınız nede emekçiden, ne kadından tarafsınız ne çocuktan, ne çiftçiden tarafsınız ne köylüden, hayvancıdan. Tek bir tarafınız var, mezhepsel yaklaşımınızın egemen olması adına rant ve peşkeş ile işbirliğine girdiğiniz patronlar ve onların gücüyle, halk üzürenden gerçekleşen sömürü düzeninin medya aracılığıyla örtbas edilip, onları büyülü rakamlar ve efendilerinin zenginleşmesi üzerinden kandırılması, bu uğurda kapitalizmin ve emperyalizmin ülkemizin kaynaklarını, emek gücünü, doğasının, adaletinin, hukukukun katledilmesi.
     
    Son düzenleme: 19 Eylül 2014
  10. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.835
    Beğenilen Mesajları:
    834
    yav he he.
     
  11. Empatik

    Empatik Doçent

    Kayıt:
    6 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    950
    Beğenilen Mesajları:
    95
    Bu yuzden İktidarı destekliyorum. Beni buna siz zorladınız
     
  12. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    işçiler ölür yav he he
    doğa talan olur yav he he
    hukuk düzeni çiğnenir yav he he
    deniz suyuna kimyasal atık karışır yav he he
    iş cinayetleri gerçekleşir yav he he
    işlerinden kovulur yav he he
    yolsuzluk yapılır yav he he
    hırsızlık yapılır yav he he
    yargı düzeni altüst olur yav he he
    demokrasi askıya alınır yav he he
    açlık sınırında milyonlar yaşar yav he he
    ülke peşkeş çekilir yav he he
    basın sansürlenir yav he he
    ülke kutuplaştırılır yav he he
    ihale ulülsüzlükleri yapılır yav he he
    dış politika iflas eder yav he he
    sistem taşeronlaşır yav he he
    torpil olur yav he he
    kul hakkı yenir yav he he
    yalan iftira atılır yav he he
    kafa kesiciler ülkede cirit atar yav he he

    :)

    Lakin ne zaman iktidarlarına ve onların destekçi sermayesine, patronlarına, efendilerine laf edilir, böyleleri hemen dik durur eğilmez. Halkına yapılan zulm karşısında dik duramayanlardır bunlar. Binlerce yıl kula kulluk ettirilmişliğin genetiğe ve kültüre yansımasıdır.

    Cümlelerim süslüymüş...
    Süslü olan alın teri, kömür karası, baretteki kan, kovulan işçi, yenen kul hakkı, aç karınlar, modern kölelik değildir, süslü olan uğruna ölünen, talan edilen gökdelenler, köprüler, kuleler, ak saraylardır. Ne kadar övünseniz az.

    İşte o belirli bir mezhep ve parti görüşüne hapsettiğiniz yeni türkiye neye dayanıyor, ne uğruna yükseliyor görünüz. Allah'ın varlığı adına örnek gösterdiğiniz doğa mucizesi talan , insan mucizesi ise kul köle edilmiş kimin umrunda. Çocuklarınıza, torunlarınıza bunu izah etmesi epey zor olacak.
     

Sayfayı Paylaş