Güncel Teknoloji sitemize hoş geldiniz. Sitemizden tam anlamıyla faydalanmak için giriş yapabilir veya ücretsiz üye olabilirsiniz.

Öyle demeyelim böyle diyelim

Konu, 'Beğenilen Köşe Yazıları' kısmında tambjk tarafından paylaşıldı.

  1. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    LÜTFEN dilimizi düzeltelim
    Kelimeleri ve kavramları yerli yerinde kullanalım.


    *


    -Mesela "kaza" demeyelim, "cinayet" diyelim.
    -Mesela "takdir" demeyelim, "tedbirsizlik" diyelim.
    -Mesela "fıtrat" demeyelim, "rant" diyelim.
    -Mesela "işçi" demeyelim, "kurban" diyelim.
    -Mesela "taşeron" demeyelim, "katil" diyelim.
    -Mesela "asansör" demeyelim, "ölüm makinesi" diyelim.
    -Mesela "rezidans" demeyelim, "utanç anıtı" diyelim.
    -Mesela "gizli saklı" demeyelim, "göz göre göre" diyelim.
    -Mesela "temele dökülen harç" demeyelim, "kan" diyelim.
    -Mesela "müteahhit" demeyelim, "gözünü para bürümüş" diyelim.
    -Mesela "kule" demeyelim, "ölümcül yükseklik" diyelim.
    -Mesela "denetim" demeyelim, "al takke ver külah" diyelim.
    -Mesela "feci olay" demeyelim, "hunhar katliam" diyelim.
    -Mesela "kâr" demeyelim, "kanlı para" diyelim.
    -Mesela "sekteröl vaka" demeyelim, "sektörel pişkinlik" diyelim.
    -Mesela "unutmayacağız" demeyelim, "unutacağız" diyelim.


    *


    Önce dilimizi düzeltmekle başlayalım.
    Kelimeleri ve kavramları yerli yerinde kullanalım.



    Takdiri ilahi




    OLASI bir depremde toplanacak yerimiz yoktu.


    *


    Ali Sami Yen Stadı'nın boşalttığı arsa, olası bir depremde toplanmak için çok uygun bir yerdi.
    Oraya park yapılmalıydı.
    Hem şehir nefes almalı, hem de olası bir depremde toplanma yeri ortaya çıkmalıydı.


    *


    Park yapmadılar.
    Tercihlerini her zaman olduğu gibi yine inşaattan, betondan, ranttan, kuleden, rezidanstan yana kullandılar.


    *


    Depreme kurban gitmekten kurtulmamız gereken yerde...
    10 işçimizi kurban verdik.


    *


    İlahi takdir bundan başka ne olabilir ki?



    Ambulanstan önce polis geliyorsa



    BİR inşaatta 10 işçinin can verdiği bir kaza meydana geldiğinde...
    Ambulanstan önce Çevik Kuvvet geliyorsa...
    O ülkede...
    -İnsandan önce devlet geliyordur.
    -Merhametten önce korku geliyordur.
    -Can kurtarmaktan önce intizam sağlamak geliyordur.
    -Yardım etmekten önce saklamak geliyordur.
    -Gözyaşından önce tazyikli su geliyordur.
    -El uzatmaktan önce cop uzatmak geliyordur.
    -Yaşatmaktan önce öldürmek geliyordur.


    Betonarme ve şehadet



    İŞÇİSİNİN can güvenliğini sağlamak amacıyla önlem almayan, bu konuda kılını bile kıpırdatmayan devletimiz, ölen işçileri "şehit" ilan etmekte hiç gecikmiyor.


    *


    Oysa "şehit", kutsal bir dava uğruna ölen kimsedir.


    *


    İnşaat yapmak, rant yaratmak, kule dikmek, beton dökmek, rezidans yükseltmek...
    Kutsal bir dava olmaz, olamaz.


    *


    Devlet, ölenleri "şehit" ilan ederek yüreğini soğutmak yerine önce tepeden tırnağa hesap vermelidir.

    Ahmet Hakan | Öyle demeyelim böyle diyelim
     
  2. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    asansörün düşmesinde devletin suçu neydi acaba? kedi mi göndermişler?
     
  3. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Arkadaş, ucu iktidara dokunacak diye 3 gündür kuyruğunu kıstırmış, kafasını kuma gömmüş takılıyor, 10 insan iş cinayetine kurban gitmiş tek kelime etmiyorsunuz ya, işte bu olayların devlet ile ilişkisizi sizin bu sessizliğinize vurmuş. 3 gün bekledim, osuruktan nem kapan bu sözüm ona müslümanlar tek kelime edecekler mi diye, tek ses mile çıkmadı. Yazıklar olsun size. Açılan konulara bakıyorum, laklak şakşak dıpçıs yayaya şaşaşa gıtgıtgıdak hahaha hehehe gol gol gol şipşak, dünya başımıza yıkılsa gündeminiz, hassasiyetiniz bu.

    İnsanları cahil diye aşağılıyormuşum diye bana kızıyorsunuz ya, o insanlar ölürken siz kılınızı bile kıpartmıyor, sesinizi dahi çıkartamıyorsunuz yandaşlığınızdan. Siz vicdanınızı imanınızı ahlakınızı ipotek ettirmişsiniz bu iktidara ve işbirlikçi sermayeye.

    Sizin sevginiz insana, doğaya değil, sizin sevginiz sıcak paraya, ranta, betona. Bir ülke düşünün senede 100lerce insan iş cinayetlerine kurban gidiyor, o çok hassas manevi değerlere sahip guruhtan tek ses çıkmıyor.

    Siz ve sizin temsil ettiğiniz, insanı, işçiyi, sömüren, kullanan, köle gibi çalıştıran, 3 kuruşluk rant uğrana binlerce hayatı gözden çıkartan zihniyet ve sistem sorumlusu.

    Hani sizlerin hassasiyetleri, maneviyatı, milli manevi değerleri. Batonlar, binalar, gökdelenler mi sizin manevi değerleriniz. İşte sorun burada, başkaları insana yatırıp yapıp onları milli değer olarak görürken, el üstünde tuturken, bizimkiler taşa betona tapıyor.

    Yalandan iftira camide biraya, kabataştaki başörtülü bacıya, erkekler plajına, milli bayramlara, andımıza, colaya fantaya, havaalanına, 2 protestoya, chp ye mhp ye ekmeleddine kk ya, cimboma fenere, tavuya kediye bu kadar hassas davranıp duyarlı olanlar, kırılan 2 durak camı, 2 çöp kutusu için ortalığı birbirine katıp "milli manevi değerleri katletmekle" suçlayanlar, söz konusu insanlar ve iş cinayetleri olunca tek kelime edemiyorlar. Verdikleri tepki "devletin suçu ne ki?" yahu suçlu sizsiniz, bu ülkeyi bu zengin kodomanlara peşkeş çekip, işçisini köle gibi kullandırıp, öldüğünde de sessiz kalanlarsınız. Kapitalizmin sömürü bataklığına ve zihin yıkamasına öylesine maruz kalmışsınız ki, aksini düşünemiyorsunuz. Zenginlerin milyar dolarlarına para katmasına sevinip zenginleştiniz sanıyorsunuz. Kodomanların gökdelen üstüne gökdelen yapmasıyla kalkınıyoruz sanıyorsunuz. Siz biz olduğumuz yerde, onların kurduğu bu köle düzeninde sömürülmekten öte hiçbirşey yapmıyoruz. Farkımız şu ben sömürüldüğümüzün, köleleştirilidğimizin farkındayım, sizler ise celladınıza aşıksınız. Doğuştan kör birine renkleri ağaçları çiçekleri gökyüzünü, yıldızları tarif etmeye benziyor benimkisi.
     
    Son düzenleme: 8 Eylül 2014
  4. Lee Tai

    Lee Tai Gezgin

    Kayıt:
    11 Temmuz 2014
    Mesajlar:
    14
    Beğenilen Mesajları:
    3
    Ambulansın geç gelme nedeni trafik kurallarına uymayanlar yuzunden. Zaten yol kenarları tek cizgi park halinde adam gidip onlarin yanina park ettimi yol orda tek seride dusuyo. Burda o adamin sucu var egitimsizlikten bahsetmeyelim
     
  5. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Yahu siz hiç o inşaatın, eski alisamiyenin önünden geçtiniz mi. Orası öylesine kilit bir noktaki, öylesine yoğun bir trafik ki, her taraf işmerkezleri, gökdelenler, kuleleler, avm ler. Orada değil ambulans insanlar kaldırımda yürüyemiyor yoğunluktan. İş çıkışlarında saatlerce trafiğin yığılıp kilitlendiği bir nokta. Olmayan, akmayan trafiğin kuralı mı olur. Mecidiyeköy gibi *öt kadar yere o kadar gökdelen plaza mı yapılır. Bu nasıl bir şehir planlaması. metrekareye 10 insan düşüyor, yaşamanın bu kadar zor, havanın bu kadar kirli, yoğunluğun bu kadar fazla olduğu bir noktaya, park bahçe yapmak varken rant uğruna 1000lerce kişilik yoğunluk arttırmak neyin nesi. O inşaat tamamlandığında, oranın kapısının önündeki 2 şerit yoldan tek bir kapıdan giriş çıkış yapacak 100lerce aracı hesap edin. Saatlerce kuyruk, izdiham olacak.

    nereden mi biliyorum, 2 sene mecidiyeköyde o inşaatın karşısında yaşadım, işe giderken servise hergün o inşaatın önünden bindim.
     
  6. Lee Tai

    Lee Tai Gezgin

    Kayıt:
    11 Temmuz 2014
    Mesajlar:
    14
    Beğenilen Mesajları:
    3
    Tamam nasıl engel olucaz bu durumlara , ne yapalım derdini anlattın dinledik ne yapabilicez
     
  7. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    buraya konu açılmıyor diye takip etmiyoruz mu? senle tartışılmaz.
     
  8. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Senle ne tartışılır? 10 kişi ölmüş, hergün 10larcası 100larcesi ölüyor tık yok, bir ses etcek olursanız da o "devletin hükümetin ne suçu var, bu bir kaza, işin fıtratında var" şeklinde suçluluk psikolojisiyle savunmaya geçmek oluyor. Bu ülkede güçlünün, zenginin hakkını savunmayı bırakıp fakirin işçinin emekçinin sömürülenin mağdurun hakkını ne zaman savunmaya başlayacaksınız.
     
  9. Ahbârî

    Ahbârî Dekan Süper Moderatör

    Kayıt:
    5 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    3.837
    Beğenilen Mesajları:
    835
    ne savunması? ne suçluluğu? ben niye suçluluk duyayım arkadaş. nasıl bi tık çıkartak? devlete ana avrat kayalım mı yani, bu mu tepki? her bişeyde devlet mi diyelim?
     
  10. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Bu eski ali sami yen arsasına kesinlikle bu çapta devasa bir proje yapılmamalıydı, izin verilmemeliydi. Sorun sistemde, bu kapitalist sistem, insanların hayvanların doğanın yaşam kalitesini zerre kadar umursamayan, en ufak kara parçasını bile nasıl rant e dönüştürüp, satıp para kazanırım derdinde. Zaten yaşamanın imkansızlaştığı, tek kelimeyle tükenmiş bir konumda boşa çıkan stadyum arsasına parkların yapılması tüm bölge insanının yararınayken, oraya böyle bir gökdelen yapılması sadece oradaki zengin şımarık bir kesim ile inşaat firmasının yararına hatta tüm bölgenin zararına olduğu aşikarken niye böyle bir karar alındı? Diyorum ya hep bu sistem içerisinde kararlar halkın çıkarları doğrultusunda değil, zenginliğine zenginlik katmak isteyen sermayenin çıkarları doğrultusunda veriliyor. Bu çok basit bir örnek. Bizler bu ülkenin sahipleri falan değiliz, yüzbinlerce km2 lik toprağımız var, suyumuz, ağacımız, denizimiz var fakat bunlar kimin? Hemen hemen hiçbiri halkın elinde değil, türkiyeye giren kapitalizm 100 yılda herşeyimizi elimizden aldı, bizleri karnımızı doyurmak ölene kadar çalışmak zorunda olan kölelere çevirdi. Biz ülkemizin zenginliklerinden hiç nasiplenemeyen insanlarız. Tıpkı antik mısırdaki firavunlar için piramit inşaatında çalışan köleler gibiyiz. Bu gerçeği görün artık, kaçımızın kendine ait evi arabası karnını doyurabileceği düzgün bir işi var, hadi benim olsun senin olsun bu halkın % kaçının var. İnsanlarımızın büyük çoğunluğu açlık sınırında elinde hiçbirşey olmadan yaşıyor. Ne eğitim ne sağlık hizmeti alıyor, almaları da istenmiyor ki başkaldırmasınlar. Ülke zenginleşiyor, fakirler fakir kalmaya devam ediyor. Belirli bir zumreye destek olmaları adına kırıntıları dağılıyor ve onlarda bunun keyfiyle sonuna kadar ölümüne efendisini savunuyor. Önce aydınlanmak lazım, bu gerçeğin farkında olup sınıf bilincini yerleştirmek lazım.

    Bu düzenin bizim için biçtiği sınıf işçilik, yani modern kölelik. Ha elbette herkes çalışmak durumunda, ama sorun bu şartların insan onurundan uzak, yoksulluk ve açlık sınırlarında bir kölelik olmamalı. Gidin bakın gelişmiş medeniyetlerde böyle mi. Orada insana verilen değer ile bizdeki değeri kıyaslayın.

    Senin benim bizim atalarımızın zamanında kazanmak için kanını döktüğü toprakların, birilerinin cebini doldurması adına nasıl ranta kurban gittiğini görün. Bizim ortak hakkımız olan toprakların nasıl peşkeş çekildiğini, bu uğurda 10larca 100lerce işçiyin hayatını kaybettiğini görün. Sonra bu adam köşeyi dönünce şımarık oğullarının son model arabalar ile mankenleri nasıl götürdüğünü izleyin tvlerden. İnsanları uyutmak adına tv ve medya öylesine güzel kullanılıyor ki... Hele şu acun vari programlar, resmen beyin yıkama.. Eski romadaki gladyatörler vari futbol aranelarında savaşan futbolcular, ahali isyan etmesin, oyalansın diye nasıl el üstünde tutuluyor. Tv izlemeyin sporu takip etmeyin demiyorum, ama bu beyin yıkamasının farkında olaraktan oturun karşısına. Hayatınız bunlardan ibaret olmasın. Nasıl köleler için spartakus özgürlüğün simgesi olduysa, mücadelesiyle bir umut olduysa, bugun gidin varoşlara, bütün çocuklar futbolcu olmak ister. Niye mi? Maruz kaldıkları kölelikten sıyrılıp, özgürlüklerini kazanabilmek adına. Onlar için futbol da tıpki böyle bir umuttur ama kaç kişi başarır? Niye futbolcular fakir mahallalerden çıkar daha çok? Çünkü fakir oyunudur, zenginler izler, onlar üzerinden bahis yapar eğlenir. Futbolcu alıp satar ego tatmin ederler.

    Bu düzenin farkında olduktan sonra, bu düzenin işbirlikçilerini iyi tanımalısınız... Geziye kızdınız çok, ama o park kazanıldı, keşke o mücadele bu ali sami yen arsası için de verilseydi, hazır devletin eline geçmiş, gs taşınmış ve boşa çıkmışken. Devleti öylesine kutsallaştırmışsınız ki ona karşı söz söyleme isyan etme cürreti gösteremiyorsunuz. Devlet eve önemli ama halkının, insanının, işçisinin, emekçisinin, kadınının, cocuğunun haklarını en ön plana koyan devmet baş tacıdır, doğyayı çevreyi denizi hayvanları koruyan, güzel yaşam alanları açan devlet makbuldür. İnsanını ayırmayan, okutan, şeftak gösteren, hertürlü sağlık ve eğitim hizmetini ücretsiz yada çok cüzzi rakamlara karşılayan devlet. Bizi betonlar ile gökdelenler ile kalkındırmaya çalışan değil, parklar bahçeler kurup, fabrikalar inşa edip, herkese iş kapısı kuran, kurban giden işçisinin hesabını sonuna kadar arayıp soran devlet lazım bize. Devlet sizin elinizde sanıyorsunuz ama değil, devlet kapitalizmin kucağında, halk düşmanlarının elinde.

    Nasıl mı engel olacaksınız;
    -hesap soracaksınız ama öyle lafta, kapalı kapılar ardında, yada dostlar alışverişte görsün gibisinden değil. sonuna kadar, ucu kime dokunursa dokunsun.
    -isyan edeceksiniz. Bu ülkenin milli varlıklarının emeğinin içşisinin, sermaye sahibi 3-5 burjuvaya peşkeş çekilmesine karşı durarak. Gerekirse sokaklara çıkıp protesto ederek.
    -takipçisi olacaksınız. Bugun soma unutuldu, uludere unutuldu, reyhanlı unutuldu, kazalar yolsuzluklar vs hepsi unutuldu. Alan aldı götüren götürdü. Elimizde ne var, ne sahibiyiz diye düşünün. kaybedip unuttuklarınızın takipçisi olun, onları unutmayın.
    -hukuk ve adalet peşinde koşun.

    Işidçılar doğru müslüman mı , gerçekten müslümanlar mı , gerçek islamiyet böyle mi diye sorguluyoruz, sorgulatıyorsunuz ya. Sizde kendinizi sorgulayın. Bu çarpık sömürü düzeni içerisinde benim rolüm ne, hangi taraftayım diye. Neler karşısında susup, neler karşısında ses çıkartıyorum diye. Bir özeleştiri yapın. Ben kendi adıma her fırsatta yapmaya çalışıyorum, ne kadar başarılı oluyorum bilemem.
    --- İki Mesaj Birleştirildi, 8 Eylül 2014, ilk mesajın tarihi: 8 Eylül 2014 ---
    DÜNYANIN PARLAYAN YILDIZI

    Güzel İstanbul, dünyanın parlayan yıldızı.

    Bir kere, her şeyimiz en büyük. En büyük AVM, en büyük adalet sarayı, en büyük gökdelen.

    Fakat dünya yıldızı olmak için sadece “büyüklük” yetmiyor.

    Eestetik değerlerine sahip olmadan “yıldız” olunmuyor.

    Dilerseniz dünyadaki bazı büyük şehirlerle İstanbul’u karşılaştırarak görsel bir şölen eşliğinde rüya gibi bir yolculuğa çıkalım.

    İlk olarak meydanlardan, örneğin Londra’nın en ünlü meydanı Trafalgar’dan başlayalım:

    [​IMG]

    Sağlı sollu heykeller, anıtlar, yüzlerce yıldır korunan tarihi yapılar ve meydandaki gereksiz yeşil alan, çok sayıda insanı buraya çekmiş. Farkındaysanız meydanda kalabalık ve rahatsız bir his var.

    Bir de Taksim Meydanı’nın rahatlığına bakın:

    [​IMG]

    [​IMG]

    Beton meydanın herhangi bir çekiciliği olmadığı için, tenha bir meydanda ferahça yürüme imkanı bulan İstanbullular ne kadar da rahat. İnsan rahatlıktan bayılacak gibi oluyor.

    Meydan deyince akla Gezi Parkı geliyor hemen, dolayısıyla yeri gelmişken şehir merkezindeki parklar konusuna da değinelim.

    İşte cennet İstanbul’daki Gezi Parkı’nın uydudan çekilmiş görüntüsü:

    [​IMG]

    Gezi Parkı yaklaşık otuzsekizbin metrekare büyüklüğünde. Taksim ve civarındaki diğer alanlar apartmanlar, dönerciler, ofisler, AVM’ler ve otoparklarla adeta bir cennete dönüştürülmüş, her santim değerlendirilmiş.

    Oysa New York’un Central Park’ı için üçbuçuk milyon metrekare alan ziyan edilerek bu şehirde yaşayan insanlar binlerce dönerci, AVM ve camiden mahrum bırakılmış. İşte Manhattan’ı kaplayan Central Park’ın uydudan görüntüsü:

    [​IMG]

    Bu da Central Park’ın içinden bir kare:

    [​IMG]

    Açıkça görülüyor ki, ekonomiye büyük katkı sağlayabilecek dev bir alan atıl bir şekilde yıllardır duruyor. Ağaoğlu’na versen yüzlerce binalık siteler yapılacak devasa alanda sincaplar geziyor, çoluk çocuk koşuşturuyor. Tam bir gerzeklik örneği.

    Aynı şekilde, İstanbul’da AVM yapmaya müsait alanı olmayan tarihi yapılar da elbette değişik şekillerde değerlendiriliyor.

    Örneğin daha önce hiç değerlendirilmeyen Galata Kulesi’ni ele alalım.

    Fotoğrafta da gördüğünüz gibi, Galata Kulesi’nin önüne serbestçe yayılmış olan plastik masa-sandalyeler ve promosyon şemsiyelerin yarattığı estetik değer, BELTUR isminin de verdiği güvenle birleşerek, tüm dünyanın kıskanarak baktığı bir çay ocağına dönüşmüş:

    [​IMG]

    Oysa bir de İtalyanların aptallığına bakın:

    [​IMG]

    Görüldüğü üzere, İtalya’nın Pisa şehrindeki ünlü Pisa Kulesi’nin etrafında ne bir çay ocağı, ne de bir kebapçı var. İnsanlar zaten yamuk olan kulenin önünde, sıkıntıdan çimenlerde takla atıyor, gülünç duruma düşüyorlar.

    Şehirlerin en önemli unsurlarından olan tren istasyonlarına da bir göz atalım.

    Hep Londra, New York gibi ünlü şehirlerden örnekler verdik. Daha küçük şehirlerle karşılaştırdığımız zaman, İstanbul’un dünyanın parlayan bir yıldızı olduğunu daha da net anlıyoruz.

    Belçika’nın fazla bilinmeyen bir şehri olan Antwerp’teki bir tren istasyonunun rezilliğini fotoğrafta görüyorsunuz:

    [​IMG]

    1905 yılından beri hiç değiştirilmemiş, o eski ve köhne görüntü hala duruyor. Oysa artık modern bir çağdayız. Bakınız, tarihi Haydarpaşa Garı yakıldı ve otel yapılacak. Yerine Pendik’te yepyeni ve modern bir gar üretiliyor. İşte özellikle Arabistan’dan gelecek turistleri kendine hayran bırakacak uzay gemisi tipi mimarisiyle Pendik Garı Projesi:

    [​IMG]

    Merak edenler için özellikle belirtmek lazım, bu tren istasyonunda tabii ki bir AVM de bulunacak. İnsan gururdan ağlayacak gibi oluyor. İşte medeniyet.

    AVM demişken, alışveriş merkezlerinden de benzer örnekler verebiliriz. Bakınız Londra’daki ünlü Harrods mağazası. Müze mi, saray mı, ne olduğu belli değil. Bu yüzden çok sayıda müşteri kaçırıyor.

    [​IMG]

    Oysa bir de bizim alışveriş merkezlerimize bakın. Modern uzay mimarileri sayesinde müşteriyi nasıl da içine çekiyor. Hayran kalmamak elde değil. İşte estetik timsali semtimiz Bayrampaşa’da, görenlerin gözlerini kamaştıran Forum İstanbul:

    [​IMG]

    Alışveriş, sadece AVM’lerden ibaret değil elbette.

    Şehirlerin ünlü alışveriş caddelerine göz attığımızda, İstanbul’un dünya başkenti olduğunu tekrar hatırlıyoruz.

    İşte güzeller güzeli İstiklal Caddesi:

    [​IMG]

    İnsanların sağlı sollu mağazalara rahatça ulaşabilmesi için asfalt dökülmüş.

    Bir de Almanya’nın Düsseldorf kentindeki ünlü alışveriş caddesi Königsallee’ye bakalım:

    [​IMG]

    İşte Alman aptallığı.

    Caddenin tam ortasına yapılan uçsuz bucaksız yapay gölet, karşılıklı mağazalara ulaşımı tamamen engellemiş, ayrıca ağaçlar da görüşü tamamen kapatıyor. Köprülerden zar zor karşıya geçmeye çalışıyorsunuz, o zaman da suda yüzen kuğular ve ördeklerin gürültüsü insanı rahatsız ediyor.

    Şehir planlama konusunda zaten bir dünya yıldızıyız, ama yine de bir örnekle karşılaştıralım.

    İşte Barcelona’nın havadan çekilmiş bir fotoğrafı:

    [​IMG]

    Gördüğünüz gibi caddeler ve sokaklar cetvelle çizilmiş gibi, sekiz-on yaşlarında bir çocuğun bile yapabileceği bir şehir planlama örneği. Son derece basit ve hiçbir özelliği yok. Adeta bir komedi.

    Bir de İstanbul’a havadan bakalım:

    [​IMG]

    Anlıyoruz ki İstanbul son derece kompleks yöntemler kullanılarak, usta şehir planlamacılar tarafından nakış gibi işlenmiş.

    Tüm dünyanın imrenerek baktığı binlerce yıllık şehir adeta baştan yaratılmış.

    Örnekler saymakla bitmiyor.

    İnsanın boğazı düğümleniyor, gözleri doluyor.

    Bu ne güzel bir duygu.

    Ne kadar övünsek azdır.

    İstanbul gibi bir şehri bu hale getirmek herkese nasip olmuyor.

    ---Alıntıdır.
     
  11. Lee Tai

    Lee Tai Gezgin

    Kayıt:
    11 Temmuz 2014
    Mesajlar:
    14
    Beğenilen Mesajları:
    3
    Tamam klavyene mouse na sağlık ilgilencez
     
  12. tambjk

    tambjk Misafir

    Kayıt:
    9 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    1.922
    Beğenilen Mesajları:
    158
    Türkiyede rant sistemi şöyle işliyor; güzel bir "kupon" arsa buluyorsun, gerekli kişileri rüşveti yedirip, dişini geçirebildiğin rakipleri tehdit ile devre dışı bırakıyorsun. Sonra da değerinden çok daha ucuza "bedava" ya alıyorsun. Hemen belediyenin bakanlığın imar departmanlarına koşup, arsanın kat irtifakını arttırmanın yollarını buluyorsun, burada önüne gelen bürokrata yetkiliye rüşveti yediriyorsun, yada bir takıp yandaş vakıflara bağışlarda bulunuyorsun, sonra 20 kattan 30 kata çıkıyor hakkın, rantını sen düşün.
    Elinde işçi mi var yok, kamyon fln mu var yok, sadece para var ve kime rüşvet yedirceğini biliyorsun. Gidip taşeron firma buluyorsun, ama mümkünse en ucuza çalışanını, en ucuza çalışan da iş günveliğini, işçi sağlığını ve hakkını da en az umursayanı oluyor doğal olarak, yoksa başka türlü nasıl kar etsin patron, işçinin hayatını riske atıp gerekli önlemleri almayarak maliyetleri düşürüyor. Hatta kimi zaman teşeronun taşeronu oluyor. Taşeron işi alıyor, gidip %20 daha ucuza yapcak birini bulup ona havale ediyor işi, indiriyor parayı cebe. Bu bizim ihaleyi kapan firma, elini taşın altına sokmadan, taşeronları köle gibi çalıştırıyor, önüne gelen ağacı kesim, hertürlü ihmali yapıyor, kateldiyr doğayı, yasaları. Sonra da gelsin havaalanları, gökdelenler, stadyumlar, asfaltlar, beton ucubeler. Ölenlerin ruhuna fatiha, takdiri ilahi.. Böyle kalkınmaya "can kurban"
     

Sayfayı Paylaş